Atatürk

ANKARA

27 ARALIK 1919 - 17 AĞUSTOS 1922

Sivas Kongresi'nden sonra kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti 3 Ekim 1919 da Ankara'ya gitmek kararını vermişse de bazı olaylar bu hareketi geciktirmişti. Heyet ancak 18 Aralık 1919 günü Sivas'tan yola çıkılabilmişti. Temsil Heyeti Reisi Mustafa Kemal (Atatürk), yanında Mazhar Müfit (Kansu), A. Rüstem, Hüsrev (Gerede), H. Rauf (Orbay), Dr. Refik (Saydam), Hakkı Behiç (Bayiç), Şeyh Fevzi, Başyaver Cevat Abbas (Gürer), yaverler Muzaffer (Kılıç) ve Bedri, daha birkaç kişi olduğu halde, 19 Aralık 1919 gecesi Kayseri'ye, 24 Aralık'ta Kırşehir'e gelmişler yol üzerindeki köy ve kasabalar halkı ile görüştükten sonra 27 Aralık 1919 Cumartesi günü saat 15.30'da Ankara'ya ulaşmışlardı.

Ankara, günlerdir karşılama hazırlıkları yapıyordu. Milli kıyafetleri içinde atlı ve yaya bir Seymen Alayı, Kızılyokuş ve Dikmen Sırtlarında Atatürk'ü bekliyordu. Halk, davul ve zurnalarla Atatürk'ün geçeceği yollara dökülmüştü. Ankara'da bulunan 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) ve maiyeti, Ankara Vali Vekili Yahya Galip, Ankara Müftüsü Rifat (Börekçi) ve Ankara temsilcileri, Atatürk ve arkadaşlarını Eymir Gölü yakınlarında karşılamışlardı. Konvoy Dikmen sırtlarından şimdiki Genelkurmay Başkanlığının önüne gelince ortalık karıştı. Seymenler, zeybekler, esnaf temsilcileri, öğrenciler ve binlerce Ankaralı, tek ses, tek yürek olmuş, Atatürk'ü karşılıyor, alkışlıyor, yaşa, varol diye bağırıyorlardı. Yollarda kurbanlar kesiliyor, milli oyunlar oynanıyordu. Ankara'nın bayramıydı o gün.

Kafile, şimdiki Kızılay'dan şehre yönelmiş, bugün Türk Hava Kurumu'nun bulunduğu kavşaktan istasyona sapmıştı. Gösteriler devam ediyordu. İstasyondan doğruca Ulus Meydanı'na buradan da Hükümet Konağına gelmişlerdi. Yahya Galip'in "Hoş geldiniz" konuşmasından sonra, Hükümet Konağında kısa bir süre dinlenen Atatürk, buradan Kolordu'yu ziyaret etmiş, daha sonra Heyet-i Temsiliye için hazırlanan Keçiören tepesi yamacındaki "Ziraat Mektebi'ne yerleşmişti. Ziraat Mektebi, Keçiören tepelerinin yamacında Çubuk Çayı'na bakan iki katlı taş bir yapıydı. Temsil Heyeti'nin çalışmalarını Ankara'da sürdüreceği haberi üzerine, Ankara Vali Vekili defterdar Yahya Galip Bey, en uygun çalışma yeri olarak burayı seçmişti. Üst kata çıkınca karşıya gelen büyük oda ve bitişiğindeki oda Atatürk'e, sağdaki odalar Heyet üyelerine, soldakiler bürolara, bir süre sonra Halide Edip (Adıvar) ın yönetiminde çalışmalara başlayan Anadolu Ajansına ayrılmıştı. Alt katta, yemek salonu, şifre ve telgraf odaları, yaverler bürosu ve muhafız birliği yatakhanesi vardı. İlk TBMM nin hazırlıklarının yapıldığı, pek çok tarihi kararların verildiği bu karargah, Atatürk'ün önce İstasyon'daki karargaha, sonra Çankaya Köşkü'ne taşınmasıyla, Kurtuluş Savaşı yıllarında bir süre Genel Kurmay Başkanlığı Karargahı olarak kullanılmıştı. Bugün Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü burada çalışmakta, Atatürk Odası, eşyaları ile birlikte korunmaktadır.

Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelişi sırasında yanında bulunan Mazhar Müfit’in anlatımı ile 27 Aralık 1919;

"O sabah ajanslar ile Mustafa Kemal Paşa’nın geldiği haberi herkesi bildirildiği gibi, bir taraftan da sabahtan itibaren davullar ve zurnalarla bütün Ankara halkı karşılamaya hazırlanmıştı. Çankaya ve Dikmen tepelerinden güzel sesli hafızlar ezan ve salat okuyorlardı. Ve köylerden birçok atlı ve kağnı arabalarıyla binlerce halk Ankara’ya gelmiş; öğleye doğru “geliyor” diye tellallar bağırmış, seçilen atlı alayı Ulucanlar’dan Hacıbayram Camii’nin önünde toplanarak dini tören yapılmış; yedi yüz piyade, üç bin atlıdan teşekkül eden bir seymen alayını Ankara’da bulunan dervişler takip ediyor. Bunların arkasında bütün esnaf ve ondan sonra da okul öğrencileri yürüyorlar. Okul öğrencileri İstasyon Caddesi’ne, seymen alayının bir kısmı Dikmen bağlarına, bir kısmı Çankaya bağlarına, Kızılyokuş eteklerine ve diğer bir kısmı da istasyon yoluna dizilmişti. Jandarma ve yirmi kadar polis de burada idi.Halkın bir kısmı Namazgah tepesine ve diğer kısmı Yenişehir’in bulunduğu yerlere ve İstasyon yoluna sıralanmışlardı.

Ankara Şehri namına karşılama heyetinde Müdafaai Hukuk Cemiyeti azasından Müftü Hoca Rıfat Efendi, Binbaşı Fuat Bey, Kınacızade Şakir Bey, Aktarbaşızade Rasim Bey, Toygarzade Ahmet, Ademzade Ahmet, Hatip Ahmet, Kütüpçüzade Ali, Hanifzade Mehmet, Bulgurzade Tevfik Beyler vardı. Dikmen bağlarının eteğinde bir çeşmenin önünde Eskişehir Mebusu Emin (Sazak) ve Ankara eşrafından Naşit Efendi ve arkadaşları bekliyordu. Yirminci Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa ve Vali Vekili Yahya Galip Bey, Emir Gölü’ne yani Gölbaşı’na kadar gelmişlerdi. Biz tam, üçü on geçe Kızılyokuştan iniyorduk. Yolda Paşa’ya yetiştiğimizde Paşa, Rauf Bey’le beni otomobiline almıştı. Oradan başlayan karşılamada “yaşa” sesleri, alkışları arasında ilerlemekte idik. Çankaya ve Dikmen tepelerinden güzel sesli hafızlar ezan ve salat okuyorlardı. Kızılyokuş’ta iki kurban kesildi, o zaman tamamen boş bir yer olan Yenişehir’de reji memurlarından Salamon Efendi isminde bir zatın ahşap, küçük bir evi vardı. Oraya gelince seymenler tarafından bir dana kurban edildi. Karşılama heyeti ve memurlar burada idiler. Paşa otomobilden inerek hepsinin hatırını sordu ve ellerini sıktı. Daha ileride yedi yüz kadar zeybek kıyafetinde, ellerinde palalarla dizilmiş gençleri gördük. Paşa bunlara “Merhaba” diye selam verdi, cümlesi “sağol” diye karşılık verdiler ve şöyle bir konuşma geçti:
Mustafa Kemal Paşa-Arkadaşlar, buraya niçin geldiniz? Gençler-Millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik. Gençler-And olsun! Mustafa Kemal Paşa-Var olunuz.
Bu sırada binlerce halk da “yaşa” sesleriyle, alkışlarıyla ortalığı çınlatıyordu. Nihayet İstasyon yoluna sapıldı. İstasyon meydanında jandarma ve polisler de dizilmişlerdi. Bunlar da selamlandı. Biraz sonra da kız ve erkek mektep talebeleri arasından geçerek Halk Partisi binasının önüne geldik. O zaman bu bina Fransız karargahı idi. Fransız bayrağı çekilmişti. Fransız Yüzbaşısı Doburazo pencere önündeki boşlukta bize bakarak gülüyordu. Binanın karşısındaki bahçede çadırlar kurulmuştu; Fransız askerleri vardı. Onlar da hayretle bize bakıyorlardı. Çok sürmedi; bu bina, Meclis binası oldu ve Türk bayrağı çekildi ve cumhuriyet hükümetinin kurulduğu bir yer oldu. Alkışlar ve türlü türlü tezahürat ve dualar arasında hükümet meydanına geldik.

Yahya Galip Bey bir nutuk ile “hoş geldiniz” dedi ve hariciye memurlarından Fahrettin Bey heyecanlı bir nutuk söylemeye başladı.Hava güneşli idi, fakat kuru bir soğuk şiddetle ortalığı donduruyordu. Mustafa Kemal Paşa, orada dizilmiş olan kız talebelerin üşüdüklerini düşünerek, çocukların gitmelerini Vali Yahya Galip Bey’e söyledi. Yahya Galip Bey, “Yalnız çocuklar değil, biz de donduk diyerek hatibe “Bey birader, biraz kısa kes, titriyoruz” dedi. Hatip bey de heyecandan zaten nutkun ilerisini getiremeyerek kesmeğe mecbur oldu. İlerisini getiremeyerek değil, o sırada kendisine bir öksürük arız olduğundan nutka devama imkan kalmamıştı. Sonra hükümet konağına girdik. Vali odasında bir müddet istirahatle çaylar içildi. Isındık. Kolordu ziyaret edildi. Otomobillere binerek, bize tahsis edilen, şehrin dışındaki Ziraat Mektebine gittik. Bir tepe üzerinde olan bu bina bize hayli müddet karargahtık vazifesini yaptı. Ali Fuat Paşa hepimize birer oda tahsis etmiş, isimlerimiz odaların kapısına yazılmış ve hastabakıcılarla hizmetçiler konul¬muş, istirahatımız temin edilmişti. Bu binanın üst katına çıkınca sağdaki birinci oda bana, koridorun sol tarafı nihayetinde büyücek bir oda da Mustafa Kemal Paşa’ya ve benim odamın, sağ tarafındaki odalar da Rauf Bey’le diğer arkadaşlara tahsis edilmişti.Odamda bir küçük demir kasa vardı. Diğer odalar da hemen bu şekilde olup yalnız kasa benim odada olup diğerlerinde yoktu. Çünkü heyetin parası ve hesabı bende idi. Akşam oluyordu. Hizmetçi kadın, Mustafa Kemal Paşa tarafından yazılmış bir kağıt getirdi. Bu bir müsvedde olup imzalanacaktı. Bu müsvedde Ankara’ya varışımızı bütün teşkilata bildiren bir telgraftı. Şöyle yazılmıştı:

“Sivas’tan Kayseri yoluyla Ankara’ya hareket eden Heyet-i Temsiliye güzergahta ve Ankara’da, büyük milletimizin sıcak ve samimi tezahüratı vatanseverlik içinde bugün şehre geldi. Milletimizin gösterdiği bu birlik ve kararlılık örneği, memleketimizin geleceğine güven konusundaki inançları sarsılamaz bir şekilde güçlendirici niteliktedir. Şimdilik Heyet-i Temsiliye’nin merkezi Ankara’dadır. Saygılar sunarız Efendim!
Heyet-i Temsiliye adına Mustafa Kemal.
”

Bu telgrafta “Şimdilik Heyet-i Temsiliye merkezi Ankara’dır” diyorduk; halbuki biz çok evvel, yani Sivas’ta Ankara’ya gitmeği ve Ankara’nın daimi merkez olmasını kararlaştırmıştık. Fakat bu keyfiyeti, yani merkezi hükümet olmasını gizli tutuyorduk, çünkü ilan zamanı henüz gelmemişti. Malûm, Mustafâ Kemal Paşa, zamanı gelmeden hiçbir şeyin kuvveden fiile gelmesini istemezdi. Her kararın bir zamanı olduğuna inanıyordu ve bu prensip idi ki, bizce de bu prensibe tamamen riayet edilmiştir."

Atatürk 29 Aralık 1919 günü Ankara halkı ile bir araya gelir ve memleketin durumu hakkında uzun bir konuşma yapar ve şunu söyler “Efendiler! Millî örgütümüzün bugün izlediği amaç, vatanın parçalanmaktan ve milletin esaretten kurtarılmasına yöneliktir!” Diğer yandan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Merkeziyelerine şu bildiriyi gönderir: “...Görüşme yeri olarak Ankara seçilmiştir. Muhterem milletvekillerinin Ocak’ın beşinden itibaren Ankara’ya ulaşmaları beklenir.” Dolayısıyla Atatürk Ankara'ya gelmesini takiben İstanbul Hükümeti ve Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti şubeleri ile çok sıkı telgraf görüşmelerinde bulunur bunun yanısıra yabancı gazetecilere demeçler verir, yabancı diplomatlarla görüşür bir yandan da meclisin Ankara'da toplanması için çalışmalarını sürdürür.

 

1920

6 Ocak 1920 günü Erzurum’da, Atatürk’ün Erzurum milletvekili seçildiğine dair mazbata düzenlenerek imzalanır. Atatürk teşekkür telgrafında şunları yazar: "Erzurum halkı muhterem hemşehrilerim tarafından gösterilen yakınlık, sevgi ve güvene teşekkürü görev sayarım."

10 Ocak 1920 günü Ankara’da, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin yayın organı olarak yayımlanmaya başlanan Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin ilk sayısı basılır.

12 Ocak 1920 günü İstanbul’da son “Osmanlı Meclis-i Mebusanı” açılır (Meclis, İstanbul’un işgali üzerine 18 Mart 1920 günü son toplantısını yaparak çalışmalarına ara verme kararı alır sonrasında 11 Nisan 1920’de de Padişah iradesiyle tamamen kapatılır.) Osmanlı Meclis-i Mebusanı 28 Ocak günü yapılan gizli toplantısında Misak-ı Millî’yi kabul eder.

16 Mart 1920 günü İstanbul'un İtilaf kuvvetlerince işgalini takiben Atatürk şu bildiriyi yayımlar: “...Bugün, İstanbul’u zorla işgal etmek suretiyle Osmanlı Devleti’nin, yediyüz senelik hayat ve egemenliğine son verildi. Yani, bugün Türk milleti, uygar kabiliyetinin, yaşama ve bağımsızlık hakkının ve bütün geleceğinin savunmasına davet edildi!” Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkez Heyetlerine bildirisi ise şöyledir: “İçinde bulunduğumuz olağanüstü durumun ne derecelerde sağduyu ve birliği gerektirdiği açıktır. Merkez Heyetlerimizin bir taraftan milleti düşünce ve amaç birliğine yönelterek en alt düzeydeki insanlara kadar, giriştiüimiz mücadelenin kutsallığını ve haklılığını duyurmaları, diğer yandan bulundukları yerlerin askerî ve sivil yöneticileriyle bütün işlerde birlikte hareket etmeleri kesinlikle gereklidir.” Yabancı devletlere gönderdiği protesto telgrafı ise şöyledir:  “Osmanlı milletinin siyasî egemenlik ve hürriyetine indirilen bu son darbe, hayat ve varlığını ne pahasına olursa olsun savunmaya karar vermiş olan biz Osmanlılardan ziyade, yirminci uygarlık ve insaniyet asrının mukaddes saydığı bütün esaslara, hürriyet, milliyet, vatan duyguları gibi bugünün insan topluluğuna esas olan bütün ilkelere ve bu ilkeleri oluşturan insanlığın umumî vicdanına yöneliktir!”

18 Mart günü komutanlarla yaptığı telgraf görüşmelerinden sonra 19 Mart 1919 günü vilâyetlere, mutasarrıflıklara ve kolordu komutanlarına şu bildiriyi gönderir: “Ankara’da olağanüstü yetkiye sahip bir meclis, millet işlerini yönetmek ve denetlemek üzere toplanacaktır!”

6 Nisan 1920 günü Atatürk'ün emri ile Anadolu Ajansı kurulur.

Atatürk'ün karargah olarak kullandığı Ziraat Mektebi, şehrin merkezine uzak olduğu için, ilk Büyük Millet Meclisi'nin açılışından kısa bir süre önce karargahını, Ankara Garı'ndaki eski istasyon binasının üst katına nakleder, çalışmalarını burada sürdürür. Üst katta Atatürk'ün yatak odası, bir toplantı salonu ve bir de yazıhane vardır. Bina günümüzde Atatürk Konutu adlı müzedir.

Atatürk 21 Nisan 1920 günü Atatürk’ün, vilâyetlere Meclis’in 23 Nisan 1920 günü açılacağını bildiren bir genelge gönderir: “Nisanın 23’üncü Cuma günü Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.” Ertesi günü ise  bütün vilâyetlere bir genelge göndererek: “23 Nisan’dan itibaren bütün mülkî ve askerî makamların ve umum milletin başvuru yerinin adı geçen Meclis olacağı arz olunur” pekiştirir. Akabinde 23 Nisan 1920 Cuma günü Türkiye Büyüyk Millet Meclisi dualarla açılır. Ertesi günü Atatürk, Mondros Mütarekesinden Meclis'in açılışına kadar geçen süre içerisindeki siyasi gelişmeleri, olayları içeren uzun bir konuşma yapar. Sonrasında Meclis Başkanı seçilir. Teşekkür konuşmasında şu sözleri söyler: “...Bugün muhterem heyetinizin umumî oylarında belirmiş olan millî itimadı, liyakatimin çok üstünde görmekle beraber şahsım için bir amaç olarak değil, beraber giriştiğimiz kutsal mücadelenin yöneldiği amaçları elde etmek için milletin bahflettiği bir dayanak olarak kabul ediyorum. Gerek askerî gerekse siyasî hayatımın bütün dönemlerini işgal eden mücadelelerimde daima hareket kuralım, millî iradeye dayanarak milletin ve vatanın muhtaç olduğu amaçlara yürümek olmuştur.”

26 Nisan 1920 günü Sovyet Hükûmeti’ne harp malzemesi yardımı isteyen bir mektup gönderir (Bu mektuba, 3 Haziran 1920’de Sovyet Dışişleri Komiseri Çiçerin cevap vermiştir). Aynı gün kolordulara, “Genelkurmay Başkanlığı’na, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla Albay İsmet (İnönü) Bey’in seçildiğini ve göreve başladığını” bildiren bir genelge gönderir.

27 Nisan 1920 günü Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Padişah Vahdettin’e şu telgrafı gönderir: “Millî savunmamızı, düşmanların bayrakları babalarımızın ocakları üstünden çekilinceye kadar terk edemeyiz. İstanbul mabetleri etrafında düşman askerleri gezdikçe, özvatan toprakları üstünden yabancı adamların ayakları çekilmedikçe, biz mücadelemizde devam etmeye mecburuz. Kendi Hükûmetimizin idaresi altında bedbaht ve fakir yaşamak, yabancı esareti karşılığı kavuşacağımız huzur ve mutluluğa bin kere üstündür.”

30 Nisan 1920 günü Meclis'in açılışını bir nota ile tüm Avrupa Dışişleri Bakanlıklarına bildirir.

6 Mayıs 1920 günü, Millî Mücadele’ye hizmeti geçenlere Büyük Millet Meclisi adına teşekkür yayınlar: “Mütarekeyi izleyen günlerde haksız yabancı işgaliyle karşılaşan bütün memleket parçalarında ırz ve vatanın korunması için hizmet veren bütün idareciler ve komutanlarla subaylar ve memurlar ve halk ile millî kahramanlara, Büyük Millet Meclisi’nin özel teşekkürlerini sunmaya Meclis tarafından görevlendirildim. Bu görevi yaparken yüksek bir ruh hazzı ile duygulandığımı ilâveten ifade ederim.”

11 Mayıs 1920 günü Atatürk, İstanbul’da Divan-ı Harp tarafından idama mahkûm edilir (Karar 24 Mayıs günü Padişah tarafından onaylanmıştır).

11 Haziran 1920 günü Atatürk, Bolu-Düzce isyanını bastırmak üzere gönderdiği efelerin dönüşü nedeniyle Demirci Mehmet Efe’ye teşekkür mektubu gönderir: “Kahraman efelerinizi size gönderiyorum. Aydın’ın bu doğru özlü ve fedakâr evlâtları Bolu-Düzce yöresinde memleketimizi düşmanların esaretine düşürmeye çalışan hainleri pek kahramanca, fedakârane ortadan kaldırdılar ve vatanımıza büyük hizmetler yaptılar. Allah iki cihanda aziz etsin!”

Atatürk 21 Haziran 1920 günü cephede temaslarda bulunmak üzere Eskişehir'e gider ve 23 Haziran günü Ali Fuat Paşa ve Albay Selahattin Adil Bey ile birlikte döner.

Yunan ilerleyişi üzerine 2 Temmuz 1920 günü yayınladığı bildirgede şunları yazar: bildirgesi: “...Düşmanın istilâsı ne kadar genişlerse, yıkılışı da o kadar süratli ve kesin olacaktır. Yaşamak isteyen milletimizin isteği, basit bir kelimede saklı ve gayet haklıdır: Bağımsızlık!”

15 Temmuz 1920 günü Atatürk, Ankara milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yemin eder.

27 Temmuz 1920 günü cepheye gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. Eskişehir, Bilecik, Afyon ve Uşak'ta denetlemelerde bulunduktan sonra Konya'ya oradan Pozantı'ya sonra tekrar Afyon'a döner ve buradan Kütahya'ya geçer. 7 Ağustos günü Ankara döndükten sonra 9 Ağustos'ta Meclis'i denetlemeler hakkında bilgilendirir.

10 Ağustos 1920 günü İstanbul Hükûmeti ile İtilâf Devletleri arasında “Sevres Antlaşması imzalanır.

Atatürk 27 Ağustos günü bayramlaşmak ve de Batı Cephesinde denetlemelerde bulunmak üzere Ankara'dan Eskişehir'e hareket eder.

13 Eylül 1920 günü Atatürk, “Halkçılık Programı” adı altında bir broşür yayımlar, bu program Türkiye Büyük Millet Meclisi’e takdim edilir ve üyelere dağıtılır. Bu program 18 Eylül günü Meclis'te okunur. (Bu program, incelenmek üzere özel bir komisyona gönderilmiş, daha sonra 20 Ocak 1921 tarihli ilk Anayasa bu programdan doğmuştur.)

3 Aralık 1920 günü Atatürk, Ahmet İzzet Paşa başkanlığındaki İstanbul Heyeti ile Bilecik’te görüşmek üzere, akşam Ankara’dan trenle Eskişehir’e hareket eder. 6 Aralık günü İstanbul Heyeti'yle birlikte Ankara'ya dönerler.

1921

10 Ocak 1921 günü kazanılan I.İnönü Muharebesi sonrasında 11 Ocak günü Atatürk Batı Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Bey’e şu tebrik telgrafını gönderir: “...Bu muvaffakiyetin, mukaddes topraklarımızı düşman istilâsından tamamen kurtaracak olan kesin zafere bir hayırlı başlangıç olmasını Allah’tan diler ve bu kutlamanın umum Batı Ordusu er ve subaylarına iletilmesini rica ederim.”

20 Ocak 1921 günü ilk Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (Anayasa), Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilir.

10 Şubat 1921 günü Batı Cephesini denetlemek üzere Ankara'dan ayrılır ve 15 Şubat günü döner.

1 Nisan 1921 günü II. İnönü Zaferi kazanılır. Bunun üzerine Atatürk, Batı Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Bey'e şu telgrafı gönderir: “...Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus (ters) talihini de yendiniz. İstilâ altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan, bugün en uzak köşelerine kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın istilâ hırsı, azim ve hamiyetinizin yalçın kayalarına başını çarparak hurdahaş oldu.”

22 Nisan günü Atatürk Hâkimiyet-i Milliye gazetesi muhabirinin sorularını cevaplar ve şu sözleri söyler: “...Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın oluşması ve yaşayabilmesi mutlak o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasıyla mümkündür. Ben şahsen bu saydığım evsafa çok ehemmiyet veririm ve bu evsafın kendimde mevcudiyetini iddia edebilmek için milletimin de aynı nitelikleri taşımasını şart ve esas bilirim.”

23 Nisan 1921 günü Meclis özel bir kanunla bu günün bayram olarak kutlanmasını kabul eder.

Atatürk 1 Mayıs 1921 gecesi Eskişehir'e doğru hareket eder.

10 Mayıs 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu” kurulur. 11 Mayıs günü Atatürk bu grubun başkanlığına seçilir.

30 Mayıs 1921 günü Ankara haklı Çankaya'da bulunan köşkü sahibinden satın alarak Atatürk'e hediye ederler. Ancak Atatürk bu köşkü milli orduya armağan eder. (Çankaya'daki Bulgurzade Tevfik Efendi'nin bağevi, Ankaralılarca satın alınarak "Ordu Köşkü" adıyla Milli Savunma Bakanlığına devredilmişti. Gardaki karargah yetersiz olmaya başlayınca Atatürk bu köşke taşınmış ve 1932 yılında yeni köşk yapılıncaya kadar bu köşkte oturmuştu. Çankaya eski Köşkü iki katlıydı. Girişinde havuzlu bir holü vardı. Atatürk 1923 yılında Latife Hanımla evlendikten sonra köşk biraz daha kullanışlı bir duruma getirilmişti. Havuzlu hol kaldırılmış ve burası altlı üstlü salon olmuş, kuleli bölüm eklenerek yeni odalar yapılmış, şömineler konmuştu. Eski Köşk 1932 yılına kadar Cumhurbaşkanlığı Köşkü olarak kullanılmıştı. Eski Köşk günümüzde Atatürk Müzesi olarak düzenlenmiştir. )

13 Haziran 1921 günü Atatürk’ün başkanlığındaki Türk Heyeti ile Franklin Bouillon başkanlığındaki Fransız Heyeti arasında Ankara’da görüşmeleri başlar.

10 Temmuz 1921 günü Yunan kuvvetleri genel taarruza geçer ve Kütahya-Eskişehir muharebeleri başlar.

Atatürk, 16 Temmuz 1921 günü Ankara'da toplanan Maarif Kongresi'nin açış konuşmasını yapar. Toplantı 21 Temmuz'a kadar devam eder.

Atatürk 18 Temmuz günü Karacahisar'da bulunan Batı Cephesi Karargahına gelir ve ordunun Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesini emreder, geri çekilme 25 Temmuz günü tamamlanmış olur. Bu arada 23 Temmuz günü Hükümet Merkezi'nin Kayseri'ye nakli konusu Meclis'te uzun tartışmalara yol açar ve sonuçta Ankara'da kalınmasına karar verilir.

Atatürk 26 Temmuz günü Polatlı'da bulunan Batı Cephesi Karargahı'na gider ve ordunun durumu hakkında bilgi alır.

5 Ağustos 1921 günü Meclis Atatürk’e, geniş yetkilerle ve 3 ay süreyle Başkomutanlık veren Kanunu kabul eder. Başkomutan Atatürk 7 Ağustos günü 1. – 6 tekâlif-i milliye (millî vergi) emirlerini, 8 Ağustos günü ise 7.-10. tekâlif-i milliye emirlerini yayımlar.

12 Ağustos günü, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’yla Ankara’dan Polatlı’daki Cephe Karargâhı’na gelir ve denetlemelerde bulunur. Geri dönerken atına bineceği sırada atın ani ürkmesi sebebiyle yere düşerek bir kaburga kemiği kırılır. Tedavisi için 16 Ağustos’ta Ankara’ya gider ancak 17 Ağustos’ta tekrar cepheye döner.

23 Ağustos 1921 günü Yunan ordusu taarruza geçer ve Sakarya Meydan Muharebesi başlar. Bu muharebe 22 gün 22 gece devam eder. 26 Ağustos günü Atatürk birlikler şu emri verir: “Hatt-ı müdaafa yoktur, sath-ı müdaafa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” 9 Eylül günü komutanlarla birlikte Zafertepe'ye geçer ve düşmanın durumunu dürbünle tetkik eder.

13 Eylül günü Sakarya Meydan Muharebesi kazanılır ve Yunan ordusu Afyon'a geri çekilmek zorunda kalır. 14 Eylül günü Atatürk, “genel seferberlik ilânı”’nı bildiren şu emri yayınlar: “14/15 Eylül 1921 gece yarısından itibaren bütün vatanda umumî seferberlik ilân edilmiştir. Mağlup düşmanı Anadolu içerisinde en son neferine kadar imha için ilân edilen bu seferberlikte amaçlanan gayeye varıncaya kadar, gerek duyuldukça silâh altında bulunan sınıflardan başka askerlik yaşındakiler de silâh altına çağrılacaktır.” Aynı gün İsmet ve Fevzi Paşa’lar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na, Başkomutan Atatürk’e Mareşal rütbesi ve Gazilik unvanı verilmesini teklif eden bir telgraf gönderirler. Atatürk zaferi takiben 18 Eylül günü Ankara'ya döner. 19 Eylül günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir konuşma yapar: “Efendiler! Böyle evlatlara ve böyle evlatlardan oluşmuş ordulara sahip bir millet, elbette hakkını ve istiklalini bütün manasıyla korumakta başarılı olacaktır. Böyle bir milleti istiklalinden mahrum bırakmaya kalkışmak hayal ile uğraşmaktır.” Aynı gün Meclis tarafından Atatürk'e kanunla “Mareşal” rütbesi ve “Gazi” unvanı verilir. Atatürk Zafer nedeniyle Ordulara bir telgraf gönderir: "Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rastlanmamıştır. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi temiz kalbinle düşmanı sonunda alt eden büyük gayretin için minnet ve şükranımı söylemeyi kendime en değerli bir borç bilirim.”

 

20 Ekim 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile Fransa Hükûmeti arasında Ankara Antlaşması imzalanır.

31 Ekim 1921 günü Atatürk’ün Başkomutanlık süresinin, 5 Kasım 1922 tarihinden itibaren ikinci defa üç ay uzatılmasına dair Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilir.

2 Kasım 1921 günü Atatürk, Meclis’teki odasında Hataylılar adına gelen Tayfur (Sökmen) ve Faruk (Cengiz) Beyleri kabul eder ve görüşür.

Atatürk 8 Aralık 1921 günü Ankara'dan ayrılır ve Batı Cephesine doğru hareket eder, 13 Aralık günü Akşehir'de Franklin Bouillon ile görüşür ve 18 Aralık günü Ankara'ya geri döner.

 

1922

4 Şubat 1922 günü Atatürk’ün Başkomutanlık süresinin, 5 Şubat 1922 tarihinden itibaren ikinci defa üç ay uzatılmasına dair Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilir.

Atatürk, 6 Mart 1922 gecesi Batı Cephesine hareket eder, 17 Nisan günü Ankara'ya döner.

6 Mayıs 1922 günü Atatürk’ün Başkomutanlık süresinin üçüncü defa üç ay uzatılmasına dair Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilir.

14 Haziran 1922 günü Atatürk, Adapazarı’na geçer ve burada İstanbul’dan gelmiş olan annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule Hanımla görüşür. Çeşitli temaslarda bulunduktan sonra 24 Haziran günü annesiyle birlikte Ankara'ya döner.

14 Temmuz 1922 günü Atatürk, Fransız Millî Bayramı münasebetiyle Ankara’da Fransız Elçiliği’nde verilen ziyafette şu konuşmayı yapar: “Efendiler! yeryüzündeki uzak görüşlü devlet adamları için her zaman göz önünde tutulması gereken bir gerçek vardır: Fikirler zorla ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez. Hassas bir millete karşı uygulanan zalimane muamelelerin, onu daha ziyade güçlendirdiği denenmiştir. Hürriyet ve bağımsızlık aşkı ile coşan ve şahlanan bir milletin ne harikalar yaratabileceğini Fransız Büyük Devrimi, bundan 130 yıl önce pek güzel ispat etmiştir. ...İzmir’in işgali üzerine aynı heyecan ile çarpan kalplerden oluşan millî ordumuzun, neler yapabileceğini kolaylıkla tahmin edebilirler!”

20 Temmuz 1922 günü Atatürk’ün süresiz olarak Başkomutan kalması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilir.

Atatürk 23 Temmuz günü Batı Cephesi Karargahı'nın bulunduğu Akşehir'e gider. 27/28 Temmuz gecesi ordu komutanlarına Büyük Taarruzun planını açıklar.6 Ağustos günü Ankara'ya döner. 17 Ağustos günü gizlice Konya'ya ve daha sonra oradan da yine gizlice Akşehir'e hareket eder. Başkomutanlık ve Batı Cephesi Karargâhları önce 24 Ağustos günü  Akşehir’den, cephe gerisinde Şuhut kasabasına, 25 Ağustos günü ise Kocatepe’nin güneybatısında çadırlı ordugâha nakledilir. 26 Ağustos 1922 Sabah saat 5.30’da Kocatepe’den topçu ateşiyle Büyük Türk Taarruzu başlar. 30 Ağustos 1922 günü Dumlupınar (Başkomutan) Meydan Muharebesi ile zafer kazanılır. Atatürk 10 Eylül 1922 günü İzmir'e geçerek çalışmalarını 2 Ekim 1922 tarihine kadar burada sürdürür.

2 EKİM 1922 - 29 EKİM 1923

Kurtuluş Savaşı ve Büyük Zafer'den hemen sonra 2 Ekim 1922 günü İzmir'den Ankara'ya dönen Atatürk'e Ankaralılar Ankara'ya ilk gelişinde olduğu gibi büyük bir tören hazırlar, coşkun gösterilerle karşılarlar. O gün olağanüstü toplantısını yapan Ankara Belediye Meclisi,  Atatürk'e "Ankara Hemşehriliği" ni verir, hazırlanan mazbata Belediye Başkanınca Atatürk'e sunulur. Atatürk bunun üzerine 5 Ekim 1922'de Ankara Belediyesi'ne Ankaralılara duyrulmak üzere bir teşekkür mektubu gönderir. Atatürk mektubunda Ankaralılara içtenlikle teşekkür ettikten sonra şöyle devam eder: "Sivas'tan Ankara'ya ayak bastığım zaman, bir misalini geçen gün göstermiş olduğunuz samimi ve kalbi tezahürat ile beni kollarınız arasına aldınız. O zaman gösterdiğiniz bu vatani cesaret sayesinde, ecnebi müdahalesiyle İstanbul'da kapattırılmış olan Mebusan Meclisini daha geniş bir selahiyetle, milletin şanına layık bir istiklal ile Ankara'da açmak müyesser olmuştu. İstanbul'da ecnebi süngülerine dayananların dağıttıkları Mebusan Meclisinde cesur Erzurum hemşehrilerimin mebusu sıfatına sahiptim. Büyük Millet Meclisi için yeniden yapılan seçimlerde beni Ankara'dan üye seçmek suretiyle bu sıfat-ı hazıraya ayrı bir kanuni selahiyet ilave buyrudunuz. ... “...Sevgili milletimizin bütün bir düşmanlık âlemine karşı zaferle taçlandırdığı İstiklâl Mücadelesi Tarihi’nde Ankara adı en aziz bir yeri koruyacaktır. Büyük Millet Meclisi, sizin yiğitlik ortamınızda korkusuzca bağımsızlık mücadelesine devam edebilmiştir. Bu sebeple Ankaralı hemşehrilerimin, vatanın kurtuluş mücadelesinde ayrı bir şeref hissesi vardır.”"

3 Ekim 1922 günü Mudanya Konferansı başlar ve 11 Ekim günü Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanır. Atatürk 16 Ekim günü Ankara'dan ayrılarak Bursa'ya gider.

19 Ekim günü İngiliz Başbakan Lloyd George istifa ederken kendini şu sözlerle savunur: “Arkadaşlar! Yüzyıllar nadir olarak dâhi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dâhi, çağımızda Türk ulusuna nasip oldu ve bizim karşımıza çıktı; Mustafa Kemal’in dehasına karşı elden ne gelirdi!"

Atatürk 29 Ekim 1922 günü Ankara'ya döner. 1 Kasım 1922 günkü Meclis toplantısnda Hilafet ve saltanat birbirlerinden ayrılır ve saltanat kaldırılır. O gün Atatürk şu sözleri söyler: “...Millet mukadderatını doğrudan doğruya eline aldı ve millî saltanat ve egemenliğini bir şahısta değil, bütün fertleri tarafından seçilmiş vekillerden oluşan bir Meclis-i Âli’de temsil etti. İşte o Meclis, Meclis-i Âlinizdir; Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Milletin saltanat ve egemenlik makamı, yalnız ve ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir!

9 Kasım 1922 günü Atatürk, Hindistan Merkez Hilâfet Komitesi Başlkanı Seyit Chotani’ye gönderdiği mektupta şunları yazar: “Bizim bu büyük zaferimizin doğuracağı büyük neticeler, yalnız Türkiye’nin mukadderatı üzerinde etkili olmakla kalmayacak, aynı zamanda bütün zulüm görmüş milletleri, kendi hayat ve bağımsızlıklarını tehdit ve tazyik eden zalimlerin aleyhine hareket için gayrete getirecektir.”

11 Kasım 1922 günü Atatürk Meclis'te yaptığı konuşmada İstanbul için şunları söyler: "...İstanbul vilâyeti halen düşmanlarımız olan İtilâf Devletleri’nin işgali altındadır ve İstanbul, asırlardan beri fena bir idare makinesinin elinde hastadır, hasta olagelmiştir. Bu sebeple biz, başkent olan bu İstanbul’u, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir vilâyeti haline getirerek idare etmek istiyoruz.”

17 Kasım günü Padişah Vahdettin'in Malta'ya kaçması üzerine İstanbul'da bulunan Refet Paşa'ya şu telgrafı gönderir: "Emanetleri korumak önemlidir. İngilizler emanetleri ancak silâh kullanarak ve kan dökerek almalıdırlar. Bu hususta gerekenlere, bu açıdan kesin emirler verilmelidir."

Abdülmecit Efendi’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla halife seçildiği 18 Kasım 1922 günü Atatürk Meclis'te şunları söyler: “...Türkiye halkının kayıtsız şartsız egemenliğine sahip olduğunu bir defa daha ve kesinlikle tekrar ediyorum. Egemenlik, hiçbir mana, hiçbir şekil ve hiçbir renkte ve belirtide iştirak kabul etmez. Unvanı halife olsun, ne olursa olsun, hiç kimse bu milletin mukadderatına ortak olamaz.” Aynı gün, İstanbul da bulunan Refet Paşa'ya ise şu telgrafı gönderir: “Abdülmecit Efendi, ‘Halife-i Müslimîn’ unvanını kullanacaktır. Bu unvana, başka sıfat ve kelime ilâve edilmeyecektir. Âlem-i İslâm’a duyurulmak üzere yayımlayacağı bildirgede Türkiye Devleti’nin ve Büyük Millet Meclisi’nin ve Hükûmeti’nin hususî niteliği ve idare şeklinin, Türkiye halkı ve bütün İslâm âlemi için en faydalı ve en uygun olduğu anılacak ve belirtilecektir.” 19 Kasım günü Meclis Başkanı Atatürk, Aldülmecit Efendi'ye Halife seçildiğini bildiren bir telgraf gönderir.

20 Kasım 1922 günü Lozan Konferansı'nın açılış töreni olur. Konferansa katılan Türk Heyeti'ne İsmet Paşa başkanlık etmiştir.

2 Aralık 1922 günü Meclis'te bulunan üç milletvekili tarafından Seçim Kanunu'nun değiştirilmesi hakkında kanun teklifi vermesi üzerine Atatürk şu konuşmayı yapar: : “Bu kanun
teklifi, doğrudan doğruya benim şahsımı vatandaşlık hukukundan düşürme amacına yöneliktir. Bu maddenin istediği şarta sahip bulunmuyorsam, yani, beş sene sürekli olarak bir seçim bölgesinde oturamamış isem, o da bu vatana yaptığım hizmetler yüzündendir. ...Beni vatandaşlıktan düşürme yetkisi bu efendilere nereden verilmiştir? Bu kürsüden resmen yüksek heyetinize ve bu efendilerin seçim çevreleri halkına ve bütün millete soruyorum ve cevap istiyorum!
”

6 Aralık 1922 günü Atatürk, Ankara’da, Hâkimiyet-i Milliye, Yenigün ve Öğüt gazeteleri muhabirlerine “Halk Partisi” adıyla siyasî bir parti kurma görüşünde olduğunu bildiren şu demeci verir “...Gördüğüm teveccüh ve itimada lâyık olabilmek için en mütevazi bir millet ferdi sıfatıyla hayatımı sonuna kadar vatanın hayrına adamak emeliyle, barışın yerleşmesini takiben halkçılık esası üzerine dayalı ve “Halk Partisi” adıyla siyasî bir parti kurmak niyetindeyim.”

17 Aralık 1922 günü Zübeyde Hanım, Başyaver Salih (Bozok) Bey ile birlikte İzmir'e gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. 18 Aralık günü İzmir'de kendilerini Latife Hanım karşılar. Zübeyde Hanım ölüm günü olan 14 Ocak 1923'e kadar İzmir'de kendisine tahsis edilmiş olan köşkte kalır.

22 Aralık 1922 günü Atatürk’ün, İngiliz kadın gazeteci Grace Ellison’la yaptığı görüşme “Morning Post” gazetesinde yayımlanır: “...Bizim, elde etmeye kararlı olduğumuz tam bağımsızlık idealimize meydan okuyacak kimse varsa, o kimse, bu ülkümüzden ilham almış bütün Türkleri ortadan kaldırmak imkânlarını arayıp bulmalıdır. Eminim böyle bir ortadan kaldırmaya, uygar dünya izin vermeyecektir. Aksine, dünya uygarlığı Türkiyemizin de gelecekte bir yeri olduğunu çok geçmeden öğrenecektir. Türkiye, uygarlığı kösteklemek değil, geliştirecektir. Bu yönden uygar ülkeler, onun bağımsızlığını desteklemelidir.”

 

1923

4 Ocak 1923 gecesi Atatürk, Azerbaycan Elçiliği’nde verilen ziyafeti şereflendirir ve arkadaşlarıyla sohbet esnasında -yakında evleneceğini ifade ederek- şunları söyler: “Ben, sadece evlenmek için evlenmek istemiyorum. Vatanımızda yeni bir aile hayatı yaratmak için önce kendim örnek olmalıyım. Kadn öyle umacı gibi kalır mı?”

14 Ocak 1923 günü Atatürk Batı Anadolu’da bir inceleme seyahati için Ankara’dan Eskişehir'e doğru hareket eder aynı gün annesi Zübeyde Hanım İzmir'de hayata gözlerini yumar. İzmit'te 16 Ocak günü İstabul gazetecileriyle önemli bir buluşması olduğundan programına devam eder. Bilecik ve Bursa ziyaretlerinden sonra trenle Alaşehir, Salihli üzerinden Manisa'ya buradan da Meneme'ne geçer ve 27 Ocak günü İzmir'e ulaşır annesinin mezarını ziyaret eder. 29 Ocak 1923 günü Latife Hanım ile evlenerek 20 Şubat günü birlikte Ankara'ya dönerler. 23 Şubat günü Atatürk, Lâtife Hanım’la beraber öğleden önce Çankaya’da komşularını ziyaret ederler, öğleden sonra ise şehre inerek Hariciye Vekâleti’nde İsmet Paşa’yı ziyaret eder, buradan yaya olarak ve Millet Bahçesi’ni dolaşarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelirler, daha sonra Genelkurmay Dairesi’ne giderek Fevzi Paşa’yı ziyaret ederk, saat 17.30’da Çankaya’ya dönerler.

28 Şubat 1922 günü Atatürk’e, İstanbul Belediyesi tarafından “İstanbul hemşehriliği” unvanı verilmesi kararlaştırılır.

13 Mart 1923 günü Atatürk eşi Latife Hanım ile birlikte Konya üzerinden Adana'ya gitmek üzere Ankara'dan ayrılırlar. Mersin ve Tarsus ziyaretlerinden sonra Konya'ya geçerler. Bunu Afyon ve Kütahya ziyarteleri izler. 25 mart günü Ankara'ya dönerler.

27 Mart 1923 günü Atatürk’e, Afgan Kralı Amanullah Han tarafından “Âliyülâlâ Nişanı” verilir.

1 Nisan 1923 günü yeniden seçim yapılması kararı alınması üzerine Atatürk Meclis'te şu konuşmayı yapar: “...Bütün cihan bilmelidir ki, artık bu Devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır; o da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır; o da milletin kalbi, vicdanı ve varlığıdır!”

28 Nisan 1923 günü Atatürk, kendisine verilen Rize Hemşeheriliği ünvanını kabul ettiğini bildirir.

23 Haziran günü İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi “fahrî profesörlük” diploması, Necip Asım (Yazıksız), İsmail Hakkı (İzmirli) ve Şemsettin (Günaltay) Bey’lerden oluşan heyet tarafından Ankara’da Atatürk’e takdim edilir.

23 Temmuz 1923 günü Atatürk eşi Latife Hanım ile birlikte İzmir'e gitmek üzere Ankara'dan ayrılırlar. 24 Temmuz günü Lozan Antlaşması imzalanır. Atatürk Lozan Antlaşması için şunları söylemiştir: “Bu Antlaşma, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eder bir vesikadır. Osmanlı devrine ait tarihte örneği bulunmayan bir siyasî zafer eseridir.” 2 Ağustos günü Ankara'ya dönerler.

13 Ağustos 1923 günü Atatürk, 2. defa Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na seçilir.

11 Eylül 1923 günü Halk Fırkası kurulur ve Atatürk “Halk Partisi Genel Başkanlğı”na seçilir.

19 Eylül 1923: "Hatıra defterini başkalarının yazıları ile doldurmaya heves etmektense, hayat defterini kendi faaliyet ve fazilet eserlerinle doldurmaya bak!”

2 Ekim 1923 günü İstanbul’da İtilâf Devletleri'nin son birlikleri, Dolmabahçe önünde Türk bayrağını ve Türk askerini selâmlayarak ayrlırlar. 6 Ekim günü Şükrü Naili (Gökberk) Paşa komutasında Türk birlikleri, İstanbul’a girer ve halk tarafından coşku ile karşılanırlar.

İsmet İnönü ve 14 arkadaşının "Ankara'nın Türkiye Devletinin Başşehri" olduğuna dair hazırladığı kanun tasarısı Meclis'te görüşülerek kabul edilir ve 13 Ekim 1923 günü Ankara başkent olur. Atatürk o gün şunları söyler: "Siyasi başkentimiz Anadolu'nun ortasında kalacaktır. Batının ve doğunun temsilcileri bizimle bu başkentte temas edeceklerdir. Bu başkentte her türlü diplomatik meseleler iç ve dış politikası idare edilecektir. Bu başkentte milletin sinesinden doğan hükümet çalışacaktır. Ankara Hükümet merkezidir ve ebediyyen Hükümet merkezi kalacaktır!" (Son cümleyi 7 Ocak 1925 günü Konya'da iken not defterine yazmıştır) 28 Ekim 1923 günü Atatürk, akşam Çankaya’da yemek esnasında hazır bulunanlara şu sözü söyler: “Yarın Cumhuriyet ilân edeceğiz!” 29 Ekim 1923 günü Meclis'te Türkiye Devleti’nin hükûmet şeklinin Cumhuriyet olduğu kabul edilir. Ardırdan yapılan seçimle Ankara Milletvekili Atatürk 158 oyla Cumhurbaşkanlığına seçiler Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı olur. Atatürk Kabineyi kurma görevini Malatya Milletvekili İsmet Paşa'ya verir.

30 EKİM 1923 - 20 EKİM 1927

11 Kasım 1923 günü Atatürk, Çankaya’da, öğle yemeğinden sonra -göğsünde ve sol kolunda şiddetli ağrı ile seyreden- bir koroner spazm geçirir. Dr. Refik (Saydam) Bey’in tedavisiyle durumu normale döner. Ancak 13 Kasım günü rahatsızlığı tekrarlar. Bunun üzerine İstanbul’dan Prof. Dr. Neşet Ömer (Irdelp) Bey Ankara’ya çağrılır. 14 Kasım'da muayenesini yaptıktan sonra 17 Kasım günü İstanbul'a dönerken gazetecilere şu demeci verir: “Gazi Paşa, çok çalışmadan dolayı biraz yorgunluk belirtileri göstermişlerdir; fakat 6 günlük bir istirahatten sonra tamamıyla sağlığına kavuşmuştur. Bu sebeple kendisinin rahatsızlığı “anjin döpuatrin” ve benzeri bir hastalık değildir. Gazi Paşa’nın rahatsızlığına tıp terminolojisinde ‘yorgunluk’ denir.”

21 Kasım 1923 günü Atatürk’e, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ile yeşil-kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası verilir. 31 Aralık 1923 günü Atatürk ve eşi Latife Hanım İzmir'e gitmek üzere Ankara'dan ayrılırlar. 23 Şubat günü Ankara'ya geri dönerler.

 

1924

1 Mart 1924 günü Cumhurbaşkanı Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ikinci devre ikinci toplantı yılını açış konuşmasında şunları söyler: “...İslâm dinini, asırlardan beri alışılageldiği şekilde bir siyaset vasıtası mevkiinden uzaklaştırmak ve yüceltmek gereğini görüyoruz. Mukaddes ve tanrısal inançlarımızı ve vicdanî değerlerimizi, karanlık ve kararsız olan ve her türlü menfaat ve ihtiraslara görünüş sahnesi olan siyasiyattan ve siyasetin bütün kısımlarından bir an evvel ve kesin şekilde kurtarmak, milletin dünyevî ve uhrevî saadetinin emrettiği bir zorunluluktur. Ancak bu suretle İslâm dininin yüksekliği belirir.”

3 Mart 1924 günü Meclis'te Hilafetin kaldırılması ve Osmanlı Hanedanı'nın Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarılmasına dair kanun kabul edilir. Aynı gün Tevhid-i Tedrisat Kanunu da kabul edilir. Şeriye ve Evkaf Vekâleti ile Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti’nin kaldırılmasına dair Kanun da aynı gün kabul edilir. Şeriye ve Evkaf Vekâleti’nin dinî hizmetlerini yürütmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığı, Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti’nin yerine ise Genelkurmay Başkanlığı kurulur.

20 nisan 1924 günü 20 Ocak 1921 tarihli Anayasa’da bazı değişiklikler yapılarak hazırlanan 105 Maddelik yeni Anayasa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilir. Bu anayasa bazı değişiklikler ile birlikte 27 Mayıs 1960'a kadar yürürlükte kalır.

11 Mayıs 1924 günü Atatürk, Ankara Belediye Başkanı Asaf (Ilbay) Bey’i, Orman Çiftliği kurulması için düşünülen arazi üzerindeki çadırlı karargâha çağırarak şu direktifi verir: “...Burada bir çiftlik kurmak istiyorum. Bu çiftliğin faydası, memlekette çağdaş ziraat usulünü yerleştirmek için bir örnek teşkil etmesi olacaktır. Modern bir çiftliğe gerekli bütün tertibat ve araçlara sahip olunmalıdır.”

25 Ağustos 1924 günü Atatürk, Ankara’da Öğretmenler Birliği Kongresi üyelerine verilen çayda şu sözleri söyler: “...Öğretmenler! Yeni nesli Cumhuriyet’in fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!”

26 Ağustos 1924 günü Atatürk’ün direktifiyle, Ankara’da Türkiye İş Bankası kurulur.

29 Ağustos 1924 günü Atatürk eşi Latife Hanım ile birlikte Dumlupınar'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılırlar. Buradan Bursa'ya ve daha sonra Mudanya'da bindikleri Hamidiye kruvazörü ile Trabzon'a geçerler. Rize, Giresun, Ordu, Samsun, Amasya, Tokat, Sivas, Erzincan, Erzurum ve Kars ziyaretlerinden sonra Sarıkamış'a geçerler. 7 Ekim gecesi Atatürk ve Latife Hanım arasında akşam onurlarına verilen bir yemekte "Latife Hnımın yemekteki yersiz davranışı üzerine" bir tartışma yaşanır. 8 Ekim günü birlikte Erzurum'a geçerler. 9 Ekim günü Atatürk Başyaveri Salih (Bozok) Bey'e, Latife Hanım'ı Ankara'ya götürmesi direktifini verir. Lâtife Hanım, Erzincan’a geldiğinde -oraya bir gün sonra Atatürk’le beraber gelecek olan- Kılıç Ali’ye verilmek üzere Kolordu Komutanı Asım (Gündüz) Paşa’ya bir mektup bırakır. Kılıç Ali’ye verilecek olan bu mektubun içinde ayrıca, kapalı zarf içinde Lâtife Hanım tarafından Atatürk’e yazışmış bir mektup da bulunuyordu. Bu mektup, Atatürk’ün Erzincan’a geldiği 10 Ekim 1925 gecesi Kılıç Ali tarafından kendisine sunulur. Atatürk o gece Başyaverine telgraf çekerek Kayseri'de kendisini beklemelerini emreder. 13 Ekim günü birlikte Kayseri'ye daha sonra 15 Ekim günü Yozgat'a daha sonrasında Kırşehir'e geçerek 18 Ekim 1924 günü Doğu seyahatlerini tamamlayarak Ankara'ya varırlar.

30 Ekim 1924 günü Atatürk, milletvekili olan komutanlara şu telgrafı gönderir: “Bana olan itimat ve sevginize dayanarak gördüğüm ciddî lüzum üzerine derhal milletvekilliğinden istifa ettiğinizi telgrafla Meclis Başkanlığı’na bildirmenizi teklif ederim. Önemli olan askerî görevinize kayıtsız şartsız kendinizi vermek, sebep olarak kayda değer. Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi (Çakmak) Paşa Hazretleri aynı lüzuma dayanarak teklifim üzerine istifasını vermiştir.”

10 Kasım 1924 günü Halk Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi adını alır.

17 Kasım 1924 günü Terakkiperver Cumhuriyet Partisi kurulur. Başlıca kurucuları: Kâzım Karabekir, Ali Fuat (Cebesoy), Rauf (Orbay), Adnan (Adıvar), Refet (Bele) vb olup parti 3 Haziran 1925 günü Bakanlar Kurulu kararıyla kapatılmıştır.

21 Kasım 1924 günü Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi Grup İdare Heyeti’nin gizli toplantısında şu sözleri söyler: “...Biz, büyük bir inkilâp yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Birçok eski müesseseleri yıktık. Bunların binlerce taraftarı vardır. Fırsat beklediklerini unutmamak lâzım. En ileri demokrasilerde bile rejimi korumak için, sert tedbirlere müracaat edilmiştir. Bize gelince, inkilâbı koruyacak tedbirlere daha çok muhtacız.”

 

1925

1 Ocak 1925 günü Atatürk eşi Latife Hanım ile birlikte Konya'ya gitmek üzere Ankara'dan ayrılırlar. 13 Ocak günü Adana'ya, 20 Ocak günü Tarsus üzerinden Mersin'e, 27 Ocak günü Silifke'ye, 28 Ocak günü Taşucu'na giderek incelemelerde bulunduktan sonra 2 Şubat günü Ankara'ya dönerler.

16 Şubat 1925 günü Atatürk'ün direktifleriyle Türk Tayyare Cemiyeti kurulur.

13 Şubat günü doğuda Genç ilçesine bağlı Piran'da Şeyh Sait isyanı başlar, 21 Şubat günü doğu illerinin bir kısmında sıkıyönetim ilan edilir. 4 Mart 1925 günü, Hükümete olağanüstü yetkiler veren Takrir-i Sükûn Kanunu  ("Huzuru sağlama Kanunu") Mecliste kabul edilir. 7 Mart günü Atatürk, Şeyh Sait isyanı nedeniyle millete ve orduya şu bildirgeyi yayınlar: “...Vatanın her köşesinde, kamu huzurunu bozan olayın, yalnız oradaki vatandaşları değil, en uzak yerlerdeki vatandaşların rahatını, saadetini, çalışma hayatını, ekonomi ve üretimini etkilediği ve zarar verdiği açıktır. Yüksek memurların ve mazisi şan ve şerefle dolu olan Cumhuriyet ordusu mensuplarının vatanın iç ve dış bütünlüğü için fedakârlık ve vazife hislerini beklerim!” İsyan 15 Nisan günü bastırılır.

23 Nisan 1925 günü Atatürk, vatandaşlarla şu bayram mesajını paylaşır : “...Bugünlerde Cumhuriyet, şanlı ordusunun kahramanlığı ve bütün vatan evlâtlarının koruma ve yardımı ile büyük bir gericilik tehlikesini bastırmak ve isyan ve ihanetin başlarını Cumhuriyet mahkemelerinin adaletinin pençesine teslim etmiş olmakla bir defa daha parlak bir zafer kazanmıştır.”  Aynı gün orduya şu mesajı gönderir: “...Memleketi büyük bir gericilik ve gerileme tehlikesine karşı savunma yolunda yeniden büyük zafer kazanan komutanlarımızı, subaylarımızı ve askerlerimizi bu vesile ile selâmlarım.”

16 Haziran 1925 günü Atatürk, Viyana’dan gelen heykeltraş Heinrich Krippl’e, yapacağı heykel için 1,5 saat süre ile model olur.

22 Temmuz 1925 günü Lâtife Hanım -bir gün evvelki yakışıksız bir davranışı nedeniyle- Atatürk’ün direktifiyle Yaver Muzaffer (Kılıç) Bey’in refakatinde öğleden sonra Ankara’dan İzmir’e gönderilir, kendisi istasyonda İsmet (İnönü) tarafından uğurlanır. 5 Ağustos günü Atatürk Latife Hanım'dan ayrılır.

23 Ağustos 1925 günü Atatürk, panama şapkasıyla sabah otomobille Ankara’dan Çankırı üzerinden Kastamonu’ya doğru hareket eder. 27 Ağustos günü İnebolu'da şapka ile ilgili ünlü nutkunu verir. 1 Eylül günü Ankara'ya döner.

15 Eylül 1925 günü Ankara Hukuk Mektebi Öğretim Kurulu tarafından Atatürk’e “Öğretim Kurulu Fahrî Başkanlığı" ünvanı verilir.

20 Eylül 1925 günü İzmit'e gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. İzmit, Mudanya, Bursa, Gemlik, Balıkesir, Akhisar, Manisa, İzmir, Uşak, Konya, Afyon ziyaretlerinden sonra 22 Ekim günü Ankara'ya döner.

29 Ekim 1925 günü Atatürk, Cumhuriyetin 2. yıldönümü nedeniyle Ankara’da kutlamaları kabul eder ve geçit törenini izler.

Meclis'te 25 Kasım 1925 günü "Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun", 30 Kasım günü "Tekke ve zaviyeler ile türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklar ile birtakım unvanların kaldırılmasına dair Kanun", 26 Aralık günü ise "Milletlerarası saat ve milletlerarası takvim hakkındaki Kanunlar" kabul edilir.

1926

17 Şubat 1926 günü Türk Medenî Kanunu kabul edilir.

13 Mart 1926 günü Atatürk, Falih Rıfkı (Atay) ve Mahmut (Soydan) Bey’lere anlattığı hayatına dair hatıraların kısaltılmış şekli Milliyet gazetesinde yayımlanır: “...Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin! Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışlacaktır. İşte sen bunda mukavemeti yok eden olacaksın. Kendini büyük değil, küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telâkki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşlacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin!”

22 Nisan 1926 günü Borçlar Kanunu kabul edilir.

26 Nisan 1926 günü Atatürk, Ankara’da Türkocakları delegelerine şu demeci verir: “Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz; Cumhuriyetimizin dayananı Türk topluluğudur."

5 Mayıs 1926 Gazi Orman Çiftliğinin 1. kuruluş yıldönümü kutlanır, kutlama nedeniyle yüzlerce davetli çiftliği ziyaret eder.

 

7 Mayıs 1926 günü Atatürk Konya'ya gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. Konya, Tarsus, Mersin, Silifke, Adana, Dörtyol, Bozüyük, Bilecik, Bursa, Mudanya, Bandırma, Balıkesir, Soma, Manisa, Menemen, İzmir, Çeşme ziyaretlerinden sonra 10 Temmuz gecesi Ankara'ya döner. Bu gezi sırasında 14 Haziran günü İzmir Valisi’nden, İzmir’de kendisine karşı tertiplenen bir suikast girişiminin meydana çıkarıldığını bildiren ve hareketinin ertelenmesini rica eden bir telgraf almıştır.

18 Ağustos 1926 günü Atatürk, Çankaya’da Tekirdağ Heyeti’ni kabul eder ve şunları söyler: “...Trakya’nın sevimli ve güzel bir parçası olan Tekirdağ'ın bende ayrı ve tatlı bir hatırası saklıdır. Umumî Harp esnasında 19. Tümen Komutanlığı'nı Tekirdağ’da üzerime almıştım ve tümeni orada oluşturmuştum. Bu tümeni teşkil etmekliğim Maydos, Arıburnu ve Anafartalar’daki askerî çalışlmalarımın esasını oluşturmuştur. Yüksek heyetinizle görüşmek suretiyle bu hatırayı canlandırdığından sizlere ayrıca teşekkür eder ve muhterem Tekirdağ halkına hürmet ve selâmlarımın ulaştırılmasını rica ile en kısa zamanda ziyaretlerine geleceğimi bildiririm.”

3 Ekim 1926 günü İstanbul Sarayburnu’ndaki Atatürk heykelinin açılış töreni gerçekleştirilir.

8 Ekim 1926 günü Atatürk, Ankara dolaylarında yapılan askerî manevraları izler. 14 Ekim günü askerî manevraların bitişi nedeniyle silâh arkadaşlarına şu yazıyı yazar: “...Kıymeti ve kahramanlığı denenmiş olan ordumuz, bu münasebetle de vatan vazifesini yerine getirecek kuvvete sahip olduğunu göstermiştir.”

29 Ekim 1926 günü Atatürk, Cumhuriyetin 3. yıldönümü nedeniyle Ankara’da kutlamaları kabul eder ve geçit törenini izler. Aynı gün Konya’da, Atatürk heykelinin açılış töreni gerçekleştirilir.

10 Kasım 1926 günü Atatürk, ünlü İtalyan Heykeltraşı Canonica’yı kabul eder.

 

1927

27 Ocak 1927 günü Atatürk Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, yeni seçilen milletvekillerini kabul eder.

22 Mayıs 1927 gecesi Atatürk, göğsünde ve sol kolunda şiddetli ağrı ile seyreden bir koroner spazm geçirir. Bu durumun 3 gün sonra tekrarlaması üzerine Berlin Tıp Fakültesi Dahiliye Kliniği Direktörü Prof. Dr. Kraus ile Münih Tıp Fakültesi Dahiliye Kliniği Direktörü Prof. Dr. von Romberg Ankara’ya davet edilir. 6 Haziran 1927 günü Almanya’dan gelen Prof. Dr. Kraus ve Prof. Dr. von Romberg Çankaya’da Atatürk’ü muayene ederler. Dört gün Ankara'da kalırlar.

3 Haziran 1927 günü Atatürk, Ankara’da himayelerinde düzenlenen 1. Gazi Koşusu’nu izler.

10 Haziran 1927 günü Atatürk, Ankara’da himayelerinde düzenlenen 2. Gazi Koşusu’nu izler.

30 Haziran 1927 günü Atatürk’ün, vermiş olduğu dilekçe üzerine askerlikten emekliye ayrılması hakkında kararname düzenlenir.

1 Temmuz 1927 günü Atatürk İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. Bu Mayıs 1919 dan bu yana İstanbul'a ilk gidişidir. 10 Ekim 1927 günü Ankara'ya döner.

15 Ekim 1927 günü Atatürk’ün Genel Başkanı bulunduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin “II. Büyük Kongresi” Ankara’da toplanır. Atatürk kongrede toplamda 36 saat 33 dakika süren söylevini verir. 20 Ekim günü söylevini şu sözlerle bitirir: “...Bugün ulaştığımız netice, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin doğurduğu uyanıklığın ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu neticeyi Türk gençliğine emanet ediyorum. Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza dek savunmaktır. ...Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

21 EKİM 1927 - 9 HAZİRAN 1930

29 Ekim 1927 günü Atatürk, Cumhuriyetin 4. yıldönümü nedeniyle Ankara’da büyük geçit törenini izler, tebrikleri kabul eder, akşam Türkocakları tarafından tertiplenen baloyu şereflendirir.

1 Kasım 1927 günü Atatürk, ikinci defa Türkiye Cumhurbaşkanlığına seçilir.

4 Kasım 1927 günü Ankara’da, Etnografya Müzesi önünde ve Yenişehir’deki Atatürk heykellerinin, 24 Kasım günü ise Ankara’da, Ulus Meydanı’ndaki Zafer Anıtı’nın açılışı gerçekleştirilir.

 

1928

10 Nisan 1928 günü Lâiklikle ilgili önemli Anayasa değişikliklerinin yapılmıştır. Bu değişikliklerle, Anayasa’nın ikinci maddesindeki “Türkiye Devleti’nin dini, din-i İslâmdır” cümlesi ile 26. maddede mevcut “ahkâm-ı şeriye’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yürütüleceğini” belirten cümle kaldırılmıştır, ayrıca milletvekillerinin ve cumhurbaşkanının yaptıkları yeminler de değiştirilerek namus üzerine ant içilmesi şekli kabul edilmiştir.

5 Mayıs 1928 günü Gazi Orman Çiftliği'nin üçüncü kuruluş yıldönümü kutlanır.

11 Mayıs günü Ankara okullarının beden eğitimi şenliği gerçekleştirilir, Atatürk beden eğitimi gösterileri yapan öğrencilerin geçit törenini izler.

20 Mayıs 1928 günü Atatürk, Ankara’ya gelen Afganistan Kralı Amanullah Han ve Kraliçe Süreyya’yı istasyonda karşılar. Aynı gün Meclis'te "Milletlerarası rakamların kullanılması hakkında Kanun" kabul edilir.

 

21 Mayıs günü Atatürk, Afganistan Kralı Amanullah Han ve eşiyle beraber, öğleden sonra at yarışlarını izlerler.

25 Mayıs 1928 günü Ankara Etnoğrafya Müzesi Binası açılır ve Atatürk burada, Afganistan Kralı Amanullah Han’la beraber resim Sergisi’ni ziyaret eder.

4 Haziran 1928 günü Atatürk İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. İstanbul'da yeni Türk Harfleri hakkında görüşmelerde bulunur. 23 Ağustos günü Tekirdağ'da ziyaretlerde bulunur aynı gün İstanbul'a geri döner. 27 Ağustos günü Mudanya üzerinden Bursa'ya geçer akşam tekrar İstanbul'a döner. 1 Eylül günü Çanakkale'ye geçer, 2 Eylül günü Mydos, Conkbayırı ve Anafartaları ziyaret ederek Gelibolu'ya geçer ve akşamı İstanbul'a döner. 14 Eylül günü vapurla ayrılarak 15 Eylül günü Sinop'a ulaşır. 16 Eylül günü Samsun'a geçer. Amasya, Tokat, Sivas ve Kayseri üzerinden 21 Eylül 1928 günü Ankara'ya döner.

29 Ekim 1928 günü Atatürk, Cumhuriyet’in 5. yıldönümü nedeniyle Ankara’ da geçit törenini izler.

1 Kasım 1928 günü Meclis'te "Yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında Kanun" kabul edilir. Aynı gün, Cumhurbaşkanı Atatürk’e, milletin şükran hatırası olmak üzere altın levha üzerinde kabartma bir alfabe takdim edilmesi hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı alınır. 8 Kasım 1928 günü Atatürk, halka yeni yazıyı ööretmek üzere faaliyete geçecek olan Millet Mektepleri’nin Genel Başkanlığı’nı ve Başöğretmenliği kabul eder.

1929

1 Ocak 1929 günü Yeni harfleri ve bu harflerle yazıyı halka öğretmek üzere, “Millet Mektepleri”nin açılır.

17 ocak günü Atatürk, manevî kızı Nebile Hanım’ın evlenmesi nedeniyle Ankara Palas'ta düzenlenen baloyu şereflendirir.

6 Mayıs 1929 günü Atatürk Marmara Köşk'üne geçer.

4 Temmuz 1929 günü Atatürk Gazi Orman Çiftliğini ziyaret eder.

 

14 Temmuz 1929 günü Atatürk Gazi Orman Çiftliğini ziyaret eder.

 

5 Ağustos 1929 günü Atatürk İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. 1 Ekim 1929 günü Ankara'ya döner.

29 Ekim 1929 günü Atatürk, Cumhuriyetin 6. yıldönümü nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kutlamaları kabul ettikten sonra geçit törenini izler. Aynı gün Amasya'da Atatürk heykeli açılır.

1 Kasım 1929 günü Cumhurbaşkanı Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin III. dönem III. toplantı yılını açış konuşmasında şu sözleri söyler: “...Meclisimizin en büyük eseri olan Türk harfleri, memleketin umumî hayatına tamamen tatbik olunmuştur, ilk müşkülât, milletin ülkü kuvveti ve uygarlığa olan sevgisi sayesinde kolaylıkla yenilmiştir.”

24 Kasım 1929 günü Atatürk, Ankara’da yapılmakta olan Türkocağı Merkez Binası’nda incelemelerde bulunur.

7 Aralık 1929 günü Atatürk, Yalova’ya gitmek üzere Ankara’dan ayrılır, 16 Aralık günü geri döner.

20 Aralık 1929 günü Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi (Çakmak) Paşa'nın kızının nişan törenine katılır.

30 Aralık 1929 günü Atatürk Hariciye Köşk'ünde verilen yılbaşı balosuna katılır.

 

1930

3 Ocak 1930 günü Atatürk, Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti’ne ilk üye olarak kaydedilir.

26 Şubat 1930 günü İzmir'e gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. İzmir'den sonra Isparta, Burdur, Antalya'da ziyaretlerde bulunur ve daha sonra 13 Mart günü Burdur üzerinden Ankara'ya döner.

3 Nisan 1930 günü Meclis'te Türk kadınlarına, belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanıyan “Yeni Belediye Kanunu” kabul edilir.

12 Nisan 1930 günü Atatürk, turne dolayısıyla Ankara’da bulunan Darülbedayi (İstanbul Şehir Tiyatrosu) sanatçılarını Çiftlik’teki Marmara Köşkü’nde yemeğe davet eder. Sanatçıların ayrılırken elini öpmek istemeleri üzerine şu sözleri söyler: “Biz hepimiz milletvekili olabiliriz, bakan olabiliriz, hatta cumhurbaşkanı olabiliriz; ama hiçbirimiz sanatkâr olamayız. Böyle olunca sanatkâr el öpmez; sanatkârın eli öpülür!"

27 Nisan 1930 günü Atatürk, Ankara’da Türkocakları VI. Kurultayı’nın çalışmalarını izler.

8 Mayıs 1930 günü Kırklareli’nde, Atatürk Heykeli’nin açılışı gerçekleştirilir.

31 Mayıs 1930 günü Atatürk, Ankara civarında Gâvurkale’deki Eti harabelerinde incelemelerde bulunur.

5 Haziran 1930 günü, Çankaya’da, Çanakkale savaşları esnasında sağ kolunu kaybeden Fransız Generali Gouraud’u kabul eder ve görüşme esnasında hazır bulunan Fransız Büyükelçisi Charles de Chambrun’aşunları söyler: “Türk topraklarında yatan onun şerefli kolu, memleketlerimiz arasında son derece kıymetli bir bağdır.”

9 Haziran 1930 günü İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. 20 Eylül 1930 günü Ankara'ya döner.

20 EYLÜL 1930 - 20 HAZİRAN 1934

25 Eylül 1930 günü Atatürk, kendisine ömür boyu cumhurbaşkanlığı teklifi söylentileri üzerine gazetecilere şu demeci verir: “Siz ve kamuoyu bilmelisiniz ki, bu yoldaki teklifler hoşuma gitmemiştir ve gitmez! Dediğiniz gibi bir teklifi, benim idealimi cidden rencide eden bir mânada telâkki ederim.”

27 Ekim 1930 günü Atatürk, Ankara’ya gelen Yunanistan Başbakanı Venizelos ve Dışişleri Bakanı Mihalakopulos’u kabul eder, görüşme esnasında şu sözü söyler: “Üzücü mazi, ebediyen kapanacaktır. Artık aramızda harp olmayacaktır.”

29 Ekim 1930 günü Atatürk, Cumhuriyet’in 7. yıldönümü nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kutlamaları kabul eder, daha sonra Ankara’da geçit törenini izler. Töreni Yunanistan Başbakanı Venizelos, Dışişleri Bakanı Mihalakopulos ve Macar Başbakanı Bethlen de misafir olarak izlemiştir.

31 Ekim 1930 günü Ankara Musiki Muallim Mektebi’nde Ekrem Zeki Bey’in konserini izler.

11 Kasım 1930 günü Atatürk, Fox Film şirketi tarafından Ankara Gazi Orman Çiftliği’nin filme alınması nedeniyle Amerikan milletine hitaben şu konuşmayı yapar: “...Türk milleti, tabiatı gereği demokrattır. ..Esas hamuru demokrasi olan Türk milleti, demokrasinin kendisi olduğunu ispat etmiş olan Amerikalılara derin ve kuvvetli bir dostluk hisseder. Ümit ederim ki bu gözlem, iki millet arasındaki dostluğu kökleştirecektir. Yalnız bu kadarla kalmayacaktır, belki bütün insanlığı birbirini sevmeye ve bu müşterek sevgiye mâni olan mazi hurafelerini silmeye, dünyayı barış ve huzur alanına sokmaya vesile olacaktır.”

16 Kasım 1930 günü Fethi (Okyar) Bey, Serbest Cumhuriyet Partisi'nin kendisini kapatığına dair bildirgeyi Atatürk'ün bilgisine sunar.

17 Kasım 1930 günü Atatürk yurt gezisine çıkmak üzere Ankara'dan ayrılır. Kayseri, Sivas, Tokat, Amasya, Samsun, Çarşamba, Trabzon, İstanbul, Yalova ve sonrasında tekrar İstanbul olmak üzere ziyaretlerde bulunur. 19 Aralık 1930 günü Trakya'da ziyaretlerde bulunmak üzere Alpullu, Kırklareli ve Edirne'ye geçer. Edirne'de bulunduğu sırada 23 Aralık 1930 günü Menemen'de Yedek subay öğretmen Kubilay bir kısım gericiler tarafından şehit edilir. Atatürk 25 Aralık günü İstanbul'a geçer. Mudanya ve Bursa ziyaretlerinden sonra 6 Ocak 1931 günü Ankara'ya döner.

1931

7 Ocak 1931 günü Çankaya’da, Atatürk’ün başkanlığında İsmet Paşa, Kâzım (Özalp) Paşa, Fahrettin (Altay) Paşa, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Millî Savunma Bakanı Zekâi (Apaydın) Bey’in katılmasıyla bir toplantı yapılarak Menemen olayı görüşülür. Aynı gün Atatürk "Ziraat Sergisi" ni ziyaret eder.

25 Ocak 1931 günü Atatürk İzmir'e gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. İzmir, Aydın, Nazilli ve Denizli'de incelemelerde bulunduktan sonra tekrar İzmir'e buradan da, Balıkesir'e geçer. Balıkesir'de ziyaretlerde bulunduktan sonra İzmir'e dönerek buran Ege Vapuru ile Antalya'ya gider. Taşucu, Silifke, Mersin, Adana, Malatya, Dörtyol, tekrar Adana buradan Konya ve Afyon'a geçerek incelemelerine devam eder ve 3 Mart 1931 günü Ankara'ya döner.

3 Mart günü Atatürk, milletvekili seçiminin yenilenmesinin uygun olacağı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Başkanlığı’na şu mektubu yazar: “...Her türlü girişimlerimizde ilham ve kuvvet kaynağı olan milletimizin hakkımızdaki güveni tekrar belirince, millî ülkümüze yürümekte dayandığımız temelin ne kadar sarsılmaz olduğu bir daha görülmüş olacağı inancındayım.”

12 Mart 1931 günü Atatürk, Paris’te kurulan “Hitit Cemiyeti”nin Fahrî Başkanlığı’nı kabul eder.

24 Mart 1931 günü Atatürk, Türkocakları’nı Cumhuriyet Halk Partisi ile birleştirme kararı hakkında şu demeci verir: “...Kurtuluş tarihinden beri ilmî sahada halkçılık ve milliyetçilik ilkelerini yaymaya sadakatle ve imanla çalışan ve bu yolda memnuniyeti gerektiren hizmetleri geçmiş olan Türkocaklarının, aynı esasları siyasî ve pratik sahada gerçekleştiren partimle bütün mânasıyla tek vücut olarak çalışmalarını münasip gördüm. Bu kararım ise, millî kuruluş hakkında duyduğum itimat ve güvenin ifadesidir!"

12 Nisan 1931 günü Atatürk’ün direktifiyle, “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” (daha sonraki adıyla Türk Tarih Kurumu) kurulur.

20 Nisan 1931 günü Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı sıfatıyla Parti programını açıklayan bir bildirge yayınlar: “Yapmak yeteneğinde olmadığımmız işleri uyuşturucu, oyalayıcı sözlerle yaparız diyerek, millete karşı gündelik siyaset izlemek âdetimiz değildir.”

23 Nisan 1931 günü Edirne’de, “Gazi Heykeli”nin açılış töreni gerçekleştirilir.

2 Mayıs 1931 günü Atatürk Ankara'dan ayrılarak Sakarya'ya gider ve aynı gün Ankara'ya geri döner.

4 Mayıs 1931 günü Atatürk üçüncü defa Cumhurbaşkanlığı'na seçilir. Atatürk, üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teşekkür eder ve Cumhurbaşkanı sıfatıyla ant içer: “ Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Cumhuriyet’in kanunlarına ve millî egemenlik esaslarına riayet ve bunları savunma, Türk milletinin saadetine sadıkane ve bütün kuvvetimle çaba sarf etme, Türk Devleti’ne yönelecek her tehlikeyi tam bir şiddetle men, Türkiye’nin şan ve şerefini koruma ve yükseltmeye ve üstlendiğim görevin gereklerine varlığımı vermekten ayrılmayacağıma -huzurunuzda- namusum üzerine söz vererek ant içerim.”

6 Temmuz günü Atatürk, Ankara’ya gelen Irak Kralı Faysal’ı istasyonda karşılar.

19 Temmuz günü Atatürk, Ankara’da Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti toplantısına başkanlık eder.

20 Temmuz 1931 günü İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. İstanbul'dan sonra Yalova, Bursa ve Mudanya ziyaretlerinden sonra tekrar İstanbul'a geçen Atatürk 26 Eylül 1931 günü Ankara'ya döner.

29 Ekim 1931 günü Atatürk, Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Ankara’da geçit törenini izler, gece Cumhuriyet Balosu’nu şereflendirir. Aynı gün Ankara’da Genelkurmay Başkanlığı yeni binasını hizmete açar. Bursa’da, Hükûmet Parkı içindeki Gazi Heykeli’nin açılışı gerçekleştirilir.

8 Kasım 1931 günü akşamı Yeni Sinema’ya giderek film izler, saat 24.00’de Çankaya’ya döner.

12 Kasım günü Atatürk, ünlü Türk pehlivanı Kurtdereli Mehmet’e takdir mektubu gönderir: “Seni cihanda büyük ün almış bir Türk pehlivanı tanıdım. Parlak başarılarının sırrını şu sözlerle açıkladığını öğrendim: ‘Ben her güreşte arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini düşünürdüm.’ Bu dediğini en az yaptıkların kadar beğendim. Onun için senin bu değerli sözünü Türk sporcularına bir meslek ilkesi olarak kaydediyorum! Bununla, senden ve sözlerinden ne kadar memnun olduğumu anlarsın.” Aynı gün akşam Yeni Sinema’ya giderek film izler, saat 24.00’de Marmara Köşkü’ne gelerek geceyi burada geçirir. 14 Kasım günü yine Yeni Sinema'da film izler ve geceyi Marmara Köşkü'nde geçirir. 22 Kasım ve 25 Aralık günleri yine aynı sinemaya film izlemeye gider.

31 Aralık günü Atatürk, gece Hilâliahmer Cemiyeti (Kızılay)’nin Ankara Palas’taki balosunu şereflendirir.

 

1932

3 Ocak 1932 günü saat 18.30 da Yeni Sinema'ya giderek film izler.

12 Ocak 1932 günü İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. Bu arada 15 Ocak 1932 günü Samsun’da Gazi Heykeli’nin açılış töreni gerçekleştirilir. Atatürk, 5 Mart 1932 günü Ankara'ya döner.

3 Nisan 1932 günü akşamı Atatürk, Ankara Halkevi’nde Behçet Kemal (Çağlar)’ın yazdığı “Çoban” piyesini seyreder.

7 Nisan 1932 akşamı Ankara Halkevi’nde düzenlenen Çocuk Esirgeme Kurumu balosunu şereflendirir.

21 Mayıs 1932 günü İngiliz Büyükelçisi George Clerk, Çankaya’da Atatürk’ü ziyaret eder ve İngiltere Krallığı adına General Aspinall-Oglander tarafından yazılan “Gelibolu Savaşı’nın Resmî Tarihi” adlı iki ciltlik İngilizce büyük eseri ithaflı olarak takdim eder.

11 Haziran 1932 gecesi, Ankara Halkevi’nde Aka Gündüz’ün yazdığı “Mavi Yıldırım” adlı oyunu seyreder.

21 Haziran 1932 gecesi Ankara Halkevi’nde amatör “Bulgar Bale Topluluğu”nun gösterisini izler.

2 Temmuz 1932 günü Atatürk, Ankara Halkevi konferans salonunda çalışmalarına başlayan “Birinci Türk Tarihi Kongresi”nin açılışını izler. Kongre 11 Temmuz'a kadar devam eder. Atatürk kongreyi her gün bizzat katılarak takip eder.

12 Temmuz 1932 günü Atatürk’ün direktifiyle “Türk Dili Tetkik Cemiyeti” kurulur. Cemiyetin adı 1936 yılında Türk Dil Kurumu olarak değiştirilir.

15 Temmuz 1932 günü Atatürk Ankara'dan ayrılır. Derince, Yalova, Çınarcık, Büyükada ziyaretlerinden sonra tekrar Yalova'ya geçer. 27 Temmuz günü İzmir'de Gazi Heykeli'nin açılış töreni gerçekleştirilir. 31 Temmuz günü Yalova'dan İstanbul'a geçer. 26 Eylül de Dolmabahçe Sarayı'nda çalışmalarına başlayan Birinci Türk Dil Kurultayı'nın açılışını izler.5 Ekim'e kadar süren kurultayı bizzat takip eder. 23 Ekim 1932 günü Ankara'ya döner.

29 Ekim 1932 günü Atatürk, Cumhuriyet’in 9. yıldönümü nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen kabul törenini takiben geçit resmini izler.

18 Aralık 1932 günü Ankara’da İsmetpaşla Kız Enstitüsü’nde açılan “Birinci Kadın İktisat Sergisi”ni ziyaret eder ve incelemelerde bulunur.

27 Aralık 1932 günü Atatürk’ün Heyet-i Temsiliye ile Ankara’ya geldiği günün ilk defa olarak törenle kutlanması gerçekleşir. Atatürk, Ankara’ya geliiinin 13. yıldönümü nedeniyle
Ankaralılara şunları söyler: “...Ankara’ya geldiğimden sonraki mücadele hayatımızda hürriyet ve bağımsızlık âşığı kahraman Ankaralıların gösterdikleri vefa ve yardımları her vakit minnetle anarım!”

31 Aralık 1932 gecesi Atatürk, Kızılay’ın Ankara Palas’ta düzenlediği Yılbaşı Balosu’nu şereflendirir. 24.00’ten sonra Millî Eğitim Bakanı Reşit Galip tarafından -yeni yıl armağanı olarak- kendisine 3 kitap takdimi nedeniyle şunları söyler: “Bu anda duyduğum mutluluk büyüktür. Kendisinden ve diğer vekillerimizden her an böyle armağanlar beklerim. Vekil Bey’in naçiz dedikleri bu armağan gerçekte çok değerlidir!”

 

1933

4 Ocak 1933 günü Atatürk, saat 17.00’de Ankara Halkevi’nde Türk Dili Tetkik Cemiyeti toplantısına başkanlık eder, Cemiyet’in faaliyetleri hakkında bilgi alır; daha sonra Musiki Muallim Mektebi’ni ziyaret eder.

15 Ocak 1933 günü Eskişehir'e gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. Sırasıyla Eskişehir, Derince, Mudanya, Bursa, Gemlik, Bandırma, Balıkesir, Kütahya, Afyon, Konya, Adana, Gaziantep, Mersin, Antalya, vapur ile Fethiye ve Marmaris koylarına girerek İzmir, Afyon, Bilecik, Bursa, Mudanya, İstanbul ziyaretlerinden sonra 27 Şubat 1933 günü Ankara'ya döner.

Atatürk, 2, 8, 10, 16, 17, 24, 28 Mart ve 7 Nisan tarihlerinde gece Çankaya'da film izler.

8 Mart günü Atatürk’ün başkanlığında Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin toplantısı yapılır ve dil çalışmaları hakkında bazı kararlar alınır.

17 Nisan 1933 günü Atatürk başkanlığında, Çankaya’da Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti üyelerinin katıldığı toplantıda, hazırlanmakta olan “Türk Tarihinin Ana Hatları” adlı kitabın müsvetteleri okunarak tartışılır. Çankaya’daki bu toplantılar, 20 nisan 1933’e kadar 4 gün devam eder, çalışmalar bundan sonra Ankara Halk evinde sürdürülür. Atatürk 30 Nisan'a kadar bu toplantılara başkanlık eder. Böylelikle 22 Nisan - 13 Mayıs 1933 tarihleri arasında Türk Tarih Kurumu’nda toparlanarak müsvettelerin okunması tamamlanır.

27 Nisan 1933 günü Atatürk, Razgrad olayını protesto amacıyla yapılan gençlik gösterisinin izin alınmadan yapılması nedeniyle kovuşturmaya geçilmesi üzerine, izinsiz gösteriyle ilgileri olmadığını bildiren Türk Talebe Birliği Kongresi daimî delegelerine şu telgrafı gönderir: “Gençliğin çalışkan, hassas ve milliyetçi yetişmesi esas dileklerimizdendir. Gençlik her türlü faaliyetlerinde Cumhuriyet kanunlarına ve Cumhuriyet kuvvetlerinin usul ve kurallarına uymaya da dikkatli olmalıdır. Cumhuriyet hükûmetinin millî meselelerde vazifesini bilir olduğuna ve kanunlar›n ve adlî kuvvetlerin adaletine emin
olunuz
.”

5 Mayıs ve 8 Mayıs 1933 günleri Atatürk, Ankara’ya 18 km uzaklıktaki Ahlatlıbel bölgesinde devam eden arkeoloji araştırmalarını izler.

10 Mayıs 1933 günü Atatürk, Türk bağımsızlık savaşı ve inkilâbımız üzerine sohbet esnasında şunları söyler: “...İki Mustafa Kemal var: Biri ben, fert olan, fanî olan Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal’den ise “Ben” diye bahsedemem. Ondan ancak “Biz” diye bahsedebilirim. O Mustafa Kemal, yani sizler, bu akşam etrafımda olanlar, memleketin her köşesinde çalışlan köylüler, uyanık, aydın, vatansever, milliyetçi vatandaşlar...İşte ben onların hayalini tespit ediyorum, onların hayalini gerçekleştirmeye çalışıyorum. O Mustafa Kemal, ölmez! O, Türk milletinin ihtiyaçları ile beraber, gitgide uyanan şuuru ile beraber, gelişe gelişe ebedî olarak yaşayacaktır. Bizde cumhuriyeti yapan, inkilâbı yaratan, o “Biz” diye ifade edebileceğim Mustafa Kemal’dir."

25 Mayıs 1933 günü Atatürk, Marmara Köşkü’nde, Gazi Orman Çiftliği’nin 8. kuruluş yıldönümü şenliğine katılır.

31 Mayıs günü Meclis'te "İstanbul Darülfünunu’nun kaldırılmasına ve Millî Eğitim Bakanlığı’nca yeni bir üniversite kurulmasına dair Kanun" kabul edilir. Bu kanunla 31 Temmuz 1933’te İstanbul Darülfünunu kapatılmış, 1 Ağustos 1933’te İstanbul Üniversitesi kurulmuştur.

4 Haziran 1933 günü Atatürk, akşam, devlet ve fikir adamlarıyla sohbet esnasında şu sözleri söyler: “Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyet’i kurduk, o on yaşını doldururken demokrasinin bütün gereklerini sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır. Kadın haklarını tanımak da bunun bir gereği olacaktır. Müsterih olunuz!"

18 Haziran gecesi Atatürk, gece saat 02.30’da atla Gazi Orman Çiftliği yakınında Mühye köyüne gider, sabahleyin otomobille çiftliğe döner.

20 Haziran günü öğleden sonra Balgat köyü yöresindeki kazıları izler.

29 Haziran 1933 günü Atatürk İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. İstanbul'da bulunduğu sürece daha öncelerde de olduğu gibi sık sık Yalova'ya geçer. 8 Eylül 1933 günü Ankara'ya döner. 11 Eylül akşamı tekrar İstanbul'a doğru yola çıkar, 10 Ekim günü tekrar Ankara'ya döner.

28 Ekim günü Atatürk, Çankaya’daki kitaplığında sohbet esnasında Afet (İnan) Hanım’a şunları söyler: “...Tarihî olayların seyri sırasında, bazen fizyolojik arızalar mühim rol oynarlar. Tabiat ya engel olur veyahut yardım eder!"

29 Ekim 1933 günü Atatürk, Cumhuriyet’in 10. yıldönümü nedeniyle sabah 9.15’te Türkiye Büyük Meclisi’nde kordiplomatiği kabul eder ve Elçilere şu söylevi verir: “...Türk İnkılâbı kurucudur. Türk ihtilâli, yüksek bir insanî ülkü ile birleşmiş vatanperverlik eseridir. Çocuklarına bütün güzellikleri ve bütün büyüklükleri görmek ve aynı zamanda bütün sefaletlere acımak sanatını öğretmektedir!"

Atatürk, saat 10.10’da Cumhuriyet’in 10. yıldönümü nedeniyle düzenlenen geçit törenini izlemeye gelir ve Türk milletine ünlü söylevini verir: “...Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. ...Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygar vasfı ve büyük uygar kabiliyeti bundan sonraki gelişimiyle geleceğin yüksek uygarlık ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır. ...Ne mutlu Türk’üm diyene!”

Atatürk gece Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Ankara Palas’ta düzenlenen Cumhuriyet Balosu’nu sonrasında ise Orduevi ve Halkevi’nde düzenlenen Cumhuriyet balolarını  şereflendirir. Atatürk, Hâkimiyet-i Milliye gazetesine imzalı resmini armağan eder: “Cumhuriyet’in 10. yılında kurtuluş ve inkılâbımızın ilk ve sadık işçisi Hâkimiyet-i Milliye’ye.”

Aynı gün Selânik Belediye Meclisi: “Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. yıldönümü nedeniyle Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in doğduğu Apostolu Pavlu Sokağı’ndaki evin Belediye tarafından satın alınması ve hatıra levhası konulması” kararı alınır. O gün ayrıca Amerika, Sovyet Rusya, Almanya, Fransa, Japonya gibi bir çok devletten kutlama mesajları gönderilir. Atatürk hepisne 3 Kasım günü teşekkür telgrafı gönderir.

“Ben manevi miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müşkülat önünde, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle dönüyor; milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telakkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevi mirasçım olurlar.” Ankara, 29 ekim 1933

1 Kasım 1933 günü Cumhurbaşkanı Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin IV. dönem III. toplantı yılını açış konuşmasında şunları söyler: “...Geçen on sene, gelecek devirler için bir başlangıçtan başka bir şey değildir. Bununla beraber, eski devirlerin tarihi karşısında, Cumhuriyet’in bu on senesi, eşi görülmeyen bir diriliş ve göz kamaştırıcı bir ileri atılış anıtıdır!”

2 Kasım 1933 günü Atatürk, Ankara İsmetpaşa Kız Enstitüsü’nde açılan “Maarif Sergisi”ni, Ticaret Okulu’nda “iktisat Sergisi”ni ve Halkevi’nde “İnkılâp Resim Sergisi”ni gezer ve -sergi nedeniyle- Ticaret Okulu’nun hatıra defterine şunları yazar: “Gördüklerim yüreğimi sevinç ve büyük umutlarla doldurdu. Türk çocuklarının yüksek kabiliyetine inancım tamdır. Bu bilgi yapısında yetişmek fırsatına erişen çocuklarımızı tebrik eder ve memlekete faydalı olmalarını dilerim.”

4 Kasım 1933 günü, daha önce Selanik Belediyesi'nin aldığı karar gereği Atatürk'ün Selânik’te doğduğu eve, Yunan Hükûmeti tarafından bir hatıra levhası konulur. Levhada şunlar yazıldır: “Türk milletinin büyük inkılâpçısı ve Balkan Birliği’nin koruyucusu Gazi Mustafa Kemal bu evde dünyaya gelmiştir. 29.10.1933”

“Türkiye Cumhuriyeti’nin en esaslı ilkelerinden biri olan ‘yurtta sulh, cihanda sulh’ gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve ilerlemesinde en esaslı etken olsa gerektir. Buna elimizden geldiği kadar hizmet etmiş ve etmekte bulunmuş olmak bizim için övünülecek bir harekettir.” Ankara, 1933

1934

2 Ocak 1934 günü Atatürk, sabah Marmara Köşkü’ne geçer ve Gazi Orman Çiftliği çevresinde avlanır.

12 Ocak 1934 günü Yunanistan eski Başbakanı Venizelos, Nobel Ödülü Komitesi Başkanlığı’na Atatürk’ü, Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdiğini bildiren bir mektup gönderir ve şunları yazar: “Barışı sağlamlaştırma hareketi, yeni ve seçkin Türk Devleti’ne bugünkü görüntüsünü veren tüm iç reform hareketleri ile birlikte yürümüştür. Mustafa Kemal Paşa’yı, Yüksek Nobel Barış Ödülü için aday göstermekle şeref kazanırım.”

1 Şubat 1934 günü Atatürk Kırşehir'e gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. Kırşehir, Yerköy, Yozgat, Kayseri, Niğde, Konya ziyaretlerinden sonra 7 Şubat günü Ankara'ya döner.

9 Şubat 1934 günü Atina'da Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında "Balkan Antantı" imzalanır. Bunun üzerine Atatürk 11 Şubat günü Yunanistan Cumhurbaşkanına şu telgrafı gönderir: “...Antlaşmayı imza eden memleketlerin devlet adamlarının anlayışı ve uzağı görüşleri ürünü olan bu antlaşma ile Balkanlarda bir huzur ve mutluluk dönemi açtıklarını görmekle bahtiyarım.”

7 Nisan 1934 günü Atatürk İzmir'e gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. Uşak, Salihli, Manisa, Muradiye, Menemen, Foça üzerinden İzmir'e ulaşır. Gaziemir, Kuşadası, Seferihisar ve Bornova'da bulunan birlikleri denetledikten sonra 13 Nisan günü Bergama, Dikili, Ayvalık ve Edremit'te incelemelerde bulunduktan sonra Küçükkuyu, Ayvalık, Ezine üzerinden Çanakkale'ye buradan Balya üzerinden Balıkesir'e oradan da Eskişehir'e geçer ve 17 Nisan 1934 günü Ankara'ya döner.

 

30 Nisan 1934 günü İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. 1 Mayıs günü Kemalettin Sami ve Derviş Paşaların kabirlerini ziyaret ettikten sonra 6 Mayıs günü Ankara'ya döner.

12 Mayıs 1934 günü Atatürk, Kız Lisesi’nin Ankara Halkevi’nde düzenlediği müsamereyi onurlandırır.

17 Mayıs 1934 günü akşamı Atatürk Marmara Köşkü’nde, Türk Tayyare Cemiyeti Başkanı Fuat (Bulca) Bey’in kızının nişan törenini şereflendirir.

16 Haziran 1934 günü Atatürk, trenle Samsun’dan Ankara’ya gelen İran Şahı Rıza Pehlevi’yi istasyonda karşılar. Aynı akşam Çankaya’da İran Şahı şerefine verdiği ziyafette şu konuşmayı yapar: “...Barış içinde gelişmekten başka amaçları olmayan milletlerimizin, aynı zamanda umumî barışa hizmet etmeyi en şerefli ödev saydıklarına şüphe yoktur."

17 Haziran günü öğleden sonra Atatürk, İran Şahı Rıza Pehlevi ile birlikte askerî birliklerin, izcilerin ve okulların katıldığı geçit törenini izlerler.

19 Haziran akşamı Atatürk, Ankara Halkevi’nde, İran Şahı Rıza Pehlevi ile beraber -onun şerefine oynanan- “Özsoy” operasını izlerler.

20 Haziran 1934 günü Atatürk, İran Şahı Rıza Pehlevi ile beraber trenle Ankara’dan Eskişehir’e hareket ederler. Atatürk ile İran Şahı Rıza Pehlevi birlikte, Eskişehir, Afyon, Uşak, Manisa, İzmir, Menemen, Soma, Balıkesir, Çanakkale, İstanbul'da incelemelerde bulunurlar. Şah, 2 Temmuz günü ziyaretini bitirerek ülkesine dönüşe geçer, planlanandan çok daha uzun bir şekilde Türkiye de yaklaşık 27 gün geçirmiş olur.  Atatürk 8 Temmuz 1934 günü Ankara'ya döner.

21 Haziran 1934 günü Meclis'te "Soyadı Kanunu" kabul edilir.

“Kendilerine bir milletin ikbali bırakılan adamlar, milletin kuvvet ve kudretini yalnız ve ancak ve yine milletin gerçek ve elde edilmesi mümkün çıkarları yolunda kullanmakla görevli olduklarını bir an dahi akıllarından çıkarmamalıdırlar.” Ankara, 1934

8 TEMMUZ 1934 - 26 MAYIS 1938

16 Temmuz 1934 günü Atatürk otomobille Ankara’dan Kızılcahamam’a hareket eder ve geceyi yolda çadırda geçirir. Buradan Gerede üzerinden Bolu'ya sonrasında Düzce üzerinden Adapazarı'na ve oradan da İstanbul'a geçer. Ağustos ayında gerçekleşen İkinci Türk Dil Kurultayı'nın çalışmalarını takip eder. Her zamanki gibi fırsat buldukça Yalova'ya gider gelir. 21 Eylül 1934 günü Ankara'ya döner.

26 Eylül günü, “Dil Bayramı” nedeniyle Ankara Halkevi’nde yapılan toplantıyı şereflendirir.

3 Ekim 1934 günü Ankara’ya gelen İsveç Veliahtı Prens Güstav Adolf’u istasyonda karşılar ve akşam Çankaya’da şerefine verilen ziyafette konuşma yapar.

29 Ekim 1934 günü, Cumhuriyetin onbirinci yıldönümü nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tebrikleri kabul eder, Orduevi ve Halkevi’ndeki Cumhuriyet Balolarını şereflendirir.

1 Kasım 1934 günü saat 17.00’de Atatürk, Ankara’da o gün açılmış olan Güven Anıtı’nı ziyaret eder.

8 Kasım günü, yeni Bayındırlık Bakanlığı binasının açılış törenini şereflendirir.

24 Kasım 1934 günü İsmet Paşa ve arkadaşları tarafından verilen, kendisine “Atatürk” soyadı verildiğine dair kanun teklifi Meclis tarafından kabul edilir: “ ‘Kemal’ özadlı Cumhurbaşkanımıza ‘Atatürk’ soyadı verilmiştir”.

25 Kasım 1934 günü Atatürk Başbakanlığa İsmet Paşa’ya “İnönü” soyadını verdiğini bildiren bir mektup gönderir: “Başbakan İsmet Paşa Hazretleri’nin, İnkılâp Tarihimiz’in ilk şerefli ve parlak sayfası olan İnönü Meydan Muharebeleri’nin baş kahramanı olmuş bulunması itibariyle, soyadı kanunu gereği olarak, alacağı aile isminin ‘İnönü’ olmasını çok yerinde bulduğumdan kendilerine bu soyadını verdiğimi bildiririm.”

26 Kasım 1934 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Kâzım Paşa’ya Atatürk tarafından “Özalp” soyadı verilir. Aynı gün Meclis'te Efendi, Bey, Paşa, Hazretleri vb. lâkap ve unvanların kaldırıldığına dair Kanun kabul edilir.

3 Aralık 1934 günü "Bazı kıyafetlerin giyilemeyeceğine dair Kanun" kabul edilir. Bu kanunla din adamlarının -hangi din ve mezhebe mensup olursa olsunlar- mabet ve âyinler haricinde ruhanî kıyafet taşımaları yasaklanmıştır.

5 Aralık 1934 günü Türk kadınlarına, milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıyan Anayasa değişikliği Meclis'te kabul edilir. Atatürk’ün, Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınması üzerine şu notu yazmıştır: “...Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lâzım gelecektir. Türk kadını evdeki uygar yerini salâhiyetle almış, iş hayatının her safhasında başarılar göstermiştir. Siyasî hayatta Belediye seçimlerinde tecrübesini yapan Türk kadını, bu sefer de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Uygar memleketlerin birçoğunda kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu salâhiyet ve liyakatle kullanacaktır. Bu notla en mühim inkilâplardan birini anmış oluyoruz.”

17 Aralık 1934 günü Meclis'te “Atatürk” soyadının veya bunun başına ve sonuna söz konularak yapılan adların, hiçbir kimse tarafından öz ve soyad olarak alınamayacağına dair Kanun kabul edilir.

19 Aralık 1934 günü Atatürk, manevî kızlarından Sabiha Hanım’a “Gökçen” soyadını verir.

27 Aralık günü Atatürk -Ankara’ya gelişinin 15. yıldönümünü kutlayan- Ankara Heyeti’ni kabul eder. Yıldönümü nedeniyle Ankara Halkevi’nde düzenlenen töreni şereflendirir.

31 Aralık gecesi Atatürk, önce Kızılay Balosu’nu, daha sonra Ankara Palas’ta düzenlenen baloyu şereflendirir.

 

1935

22 Ocak 1935 günü İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. 8 Şubat 1935 günü yapılan milletvekili seçimlerini takiben 16 Şubat günü Ege Vapuru ile Ege'ye doğru açılır.18 Şubat günü Alanya'ya sonrasında Antalya'ya geçer. Taşucu, Silifke, Mersin, Fethiye, Marmaris'te ziyaretlerde bulunduktan sonra İstanbul'a geçer ve 28 Şubat 1935 günü Ankara'ya döner.

1 Mart 1935 günü Atatürk dördüncü defa Cumhurbaşkanlığına seçilir. Cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ant içer ve şu konuşmayı yapar: “...Bu içtiğim antla üzerime aldığım onurlu görevin, kutsal olduğu kadar ağır da bulunduğunu pek iyi anlıyorum. Buna benim özel gücüm, ancak sizin, seçkin arkadaşlarımın ayrılmaz birliği ve arasız yardımı ile yetebilir. Bu değerli güvencin benden esirgenmeyeceğine inancım büyüktür." Aynı gün Kayseri'de Atatürk Heykeli törenle açılır.

17 Nisan günü İsmet İnönü ile beraber Ankara Halkevi’nde Moskova Devlet Tiyatrosu sanatçılarının verdiği konseri ve bale gösterisini izlerler.

22 Nisan günü Atatürk, İstanbul’da toplanan Milletlerarası Kadınlar Kongresi’ne şu telgrafı gönderir: “...Siyasî ve sosyal hakların kadın tarafından kullanılmasının, insanlığın mutluluğu ve saygınlığı bakımından gerekli olduğuna eminim!”

27 Nisan 1935 günü, Ankara’da Türk Tayyare Cemiyeti Merkezi’ni ziyaret eder ve “Türkkuşu” üyelerinin çalışmaları hakkında bilgi alır.

28 Nisan 1935 günü Atatürk’ün Hilâliahmer’e “Kızılay” adını verişi Kızılay Kurultayı’nda alkışlarla kabul edilir.

29 Nisan 1935 günü Atatürk, Kadın Esirgeme Kurumu’nun Ankara Orduevi’nde düzenlediği geceyi şlereflendirir ve Kurum üyelerinden birinin yaptığı açıklamada “yoksul kadınlara yardım ediyoruz” cümlesi üzerine şunları yazdırır: “...Kadın denilen varlık, kendiliğinden yüksek bir varlıktır. Onun yoksulluğu olamaz. Kadına yoksul demek, onun bağrından kopup gelen bütün beşeriyetin yoksulluğu demektir. Eğer insanlık bu halde ise, kadına yoksul demek lâyık görülebilir. Gerçek bu mudur? Eğer kadın dünyada çalışan, başarı kazanan, zengin olan, maddî ve manevî zengin eden insanları yetiştirmişse, ona yoksul sıfatı verilebilir mi? Verenler varsa, onlara nankör denirse doğru olmaz m›? Bizce, Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi, bugün de en muhterem mevkide, her şeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır.”

3 Mayıs 1935 günü Atatürk, Türkkuşu’nun hizmete açılışı nedeniyle Etimesgut Hava Alanı’nda yapılan törende bir konuşma yapar: “...Türk çocuğu! Her işte olduğu gibi, havacılıkta da, en yüksek düzeyde, gökte, seni bekleyen yerini, az zamanda dolduracaksın!"

9 Mayıs 1935 günü Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi Dördüncü Büyük Kurultayı’nı açış konuşmasında şunları söyler: “Uçurum kenarında yıkık bir ülke...Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... Yıllarca süren savaş... Ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız, devrimler... İşte Türk Genel Devrimi’nin bir kısa ifadesi!”

14 Mayıs günü akşamı “Türkkuşu” uçuş alanını ziyaret eder ve çalışmalar hakkında bilgi alır.

15 Mayıs günü, Cumhuriyet Halk Partisi Dördüncü Büyük Kurultayı üyeleri şerefine Gazi Orman Çiftliği’nde verilen ziyafete katılır.

17 Mayıs 1935 günü Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi Dördüncü Büyük Kurultayı’nın bitişi nedeniyle Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın Ankara Palas’ta verdiği çayı şereflendirir. Aynı gün İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. 4 Haziran günü Ankara'ya döner.

27 Haziran 1935 günü İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. Bu gidişinde özellikle Ağustos ayında Florya'da çokça zaman geçirir ve denize girer. 22 Eylül 1935 günü Ankara'ya döner.

26 Eylül 1935 günü Atatürk, Dil Bayramı’nın 3. yıldönümü nedeniyle Türk Dil Kurumu’na bir tebrik telgrafı gönderir: “...Türk Dil Kurumu’nun verimli çalışmasını ve bütün yurttaşların dil işlerine gösterdiği büyük ilgiyi sevinçle anarım. Bayramınız kutlu olsun.”

21 Ekim 1935 günü, Atatürk’e suikast girişimini lanetleme amacıyla İstanbul Üniversitesi’nde büyük bir miting gerçekleştirilir. Çerkes Ethem ve kardeşi Reşit’in hazırlattığı düşünülen bu suikast girişimi elebaşlarından 5 kişi, Suriye sınırından yurda girmiş ve biri güvenlik kuvvetleri tarafından yakalanmıştı. Bu olayın meydana çıkışı memlekette büyük üzüntüye sebep olmuş, bu arada birçok şehirlerde suikastı lânetleme mitingleri düzenlenmiştir. 22 Ekim'de Ankara’da, Hâkimiyet-i Milliye Meydanı’nda 50.000 kişinin katılımıyla bir miting gerçekleştirilir. 23 Ekim'de ise İstanbul'da benzer bir miting düzenlenir. Atatürk, suikast girişimini lânetleyen kurum ve fertlere şu ifadeyle teşekkür eder: “Büyük milletimin bana karşı gösterdiği derin ilgi ve sevgiden kıvanç duydum!”

29 Ekim 1923 günü Atatürk, Cumhuriyet’in 12. yıldönümü nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tebrikleri kabul eder, Hipodrom’da yapılan geçit töreninde hazır bulunur.

11 Aralık günü Atatürk, Siyasal Bilgiler Okulu’nun 59. kuruluş yıldönümü nedeniyle gece Ankara Palas’ta düzenlenen toplantıda Başbakan İsmet İnönü tarafından kendisine iletilen bağlılık ve saygı telgrafına şu cevabı verir: “Bana içten sevgilerini haykıranlar, yarım asırdan beri büyük Türk ulusunun tam anlamıyla millet olmasına çalışan, onunla en modern bir Türk Devleti kurmak için insanlık fedakârlıklarının hiçbirini kendilerinden esirgemeyen kültür, idare, intizam, devlet anlayışlarını en son ilmî telâkkilere göre billûrlaştırmaya çalışmış ve çalışan yüksek arkadaşlarımdır.”

27 Aralık günü Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 16. yıldönümü kutlanır ve Ankara Halkevi’nde bir müsamere düzenlenir.

31 Aralık günü Atatürk, gece Başbakan İsmet İnönü’nün köşküne gider, daha sonra Ankara Palas ve Sergievi’ndeki yeni yıl balolarını şereflendirir, geç saatlerde Çankaya’ya döner.

 

1936

9 Ocak 1936 günü Atatürk, Ankara Halkevi salonunda “Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi”nin açılış törenini izler. Açılış konuşmasını Millî Eğitim Bakanı Saffet Arıkan yapar, ilk dersi Afet İnan verir.

8 Şubat 1936 günü İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. 11 Mart 1936 günü Ankara'ya döner.

16 Mayıs günü İstnabul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. Dönüş yolunda Mudanya, Bursa ve Eskişehir'e uğradıktan sonra 9 Haziran günü Ankara'ya ulaşır.

15 Haziran günü İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. 20 Temmuz 1936 günü Boğazların, Türk Hükûmeti’nin tam egemenliğine geçişini sağlayan “Montreux Sözleşmesi" imzalanır. Atatürk 29 Temmuz 1936 günü Ankara'ya döner.

31 Temmuz günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Montrö Sözleşmesi’nin imzalanması nedeniyle “Meclis’in, Atatürk’e minnet ve teşekkürlerinin iletilmesi” ve “Kahraman orduya saygı ve selâmlarının bildirilmesi” hakkında  kararları alınır.

2 Ağustos 1936 günü Atatürk İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. 7 Ekim 1936 günü Ankara'ya döner.

18 Ekim 1936 günü öğleden sonra Ankara Hipodromu’nda at yarışlarını izler.

29 Ekim 1936 günü Atatürk, Cumhuriyet’in 13. yıldönümü nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tebrikleri kabul eder, daha sonra geçit törenini izler. Aynı gece Ankara Palas’ta, Halkevi’nde ve Orduevi’nde düzenlenen Cumhuriyet balolarını şereflendirir.

1 Kasım 1936 günü Atatürk Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin V. dönem II. toplanma yılını açış konuşmasında şunları söyler: “...Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla Türk milletini emin ve sağlam bir gelecek yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur!"

12 Kasım 1936 günü Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Dışişleri Bakanlığı'nın 10.11.1936 tarihli "Cumhurbaşkanımızın doğum günü" ile ilgili yazısına şu cevabı verir: “Cumhurbaşkanı Atatürk’ün 19 Mayıs 1881 tarihinde doğmuş olduklarını arz ederim.”

25 Aralık 1936 günü Atatürk, Gaziantep’in 15. kurtuluş yıldönümü nedeniyle Gazianteplilere şu telgrafı gönderir: “...Türk’üm diyen her şehir, her kasaba ve en küçük Türk köyü, Gazianteplileri kahramanlık misali olarak alabilir! En eski çağlardan beri tarihî Türk yurtlarında, Türklüğün yüksek varlığını kahramanlıkla tespit etmiş olanlarla, şahsen beraber olduğumu ifade etmekten duyduğum zevk ve mutluluk yücedir.”

30 Aralık 1936 günü Atatürk İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır.

 

1937

İstanbul'da bulunan Atatürk Eskişehir, Konya, Ulukışla üzerinden 8 Ocak 1937 günü Atatürk Ankara'ya döner. Ancak 9 Ocak günü yine Eskişehir üzerinden İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. Kendisinin İstanbul'da bulunduğu 27 Ocak 1937 günü Milletler Cemiyeti, Hatay'ın bağımsızlığını kabul eder. Atatürk 10 Mart 1937 günü Ankara'ya döner.

12 Mart 1937 günü Atatürk, saat 16.30’da Türk Dil Kurumu’na gelir, dil çalışmalarına başkanlık yapar, saat 23.00’de Çankaya’ya döner.

17 Mart günü Atatürk gece Romanya Dışişleri Bakanı Antonesco şlerefine Ankara Palas’ta verilen ziyafette şu konuşmayı yapar: “...Milletler gam ve keder bilmemelidir. Şeflerin vazifesi, hayatı neşe ve zevkle karşılamak hususunda milletlerine yok göstermektir! Bütün insanlığın varlığını kendi şahıslarında gören adamlar mutsuzdur. Herhangi bir şahsın, yaşadıkça memnun ve mesut olması için lâzım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışlmaktır. Hayatta tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı, mutluluğu için çalışmakta bulunabilir."

26 Mart gecesi Atatürk, Bursalı gençlerin Ankara Halkevi’nde tertipledikleri geceyi şereflendirir ve gençlere şunları söyler: “...Gençler, benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum. Buna cidden sevinmekteyim. Fakat, beraber yaşadığımız müddetçe benim hedefime yürümenizi hepinizden istemek, yasal bir hakkım olarak tanınmalıdır.”“Siz, genç arkadaşlar; yorulmadan beni izlemeye söz vermişsiniz. İşte ben bilhassa bu sözden çok duygulandım. Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni izlemektir. Yorgunluk her insan, her mahluk için tabii bir hâldir. Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevi bir kuvvet vardır ki işte bu kuvvet, yorulanları dinlendirmeden yürütür. Sizler, yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.” 

23 Nisan günü İstanbul' da, Yedek Subay Okulu’nda Atatürk Anıtı’nın açılış töreni gerçekleştirlir.

11 mayıs 1937 günü Atatürk, Ankara Halkevi’nde Cevat Abbas Gürer’in “Atatürk ve 19 Mayıs” konulu konferansını takiben Halkevi'ne geçer ve halk oyunlarını izler.

19 Mayıs 1937 günü İngiltere Kralı VI. George, doğum yıldönümü nedeniyle Atatürk’e bir tebrik telgrafı gönderir: “Doğum gününüzün yıldönümü nedeniyle Ekselâns’ınıza kalbî tebriklerimi ve aynı zamanda sıhhat ve uzun ömürler temennilerimi takdim ile samimî bir zevk duyarım.” Atatürk 24 Mayıs günü bu mesaja karşılık bir teşekkür telgrafı gönderir. (İngiltere Dışişleri Kasım 1936'da Türkiye Cumhuriyeti Dışişlerinden Atatürk'ün doğum günü hakkında bilgi sormuş ve kendilerine Cumhurbaşkanlığı Sekreterliği tarafından doğum gününün 19 Mayıs 1881 olduğu bilgisi verilmiş idi.)

19 Mayıs günü Atatürk, 19 Mayıs 1937 günü Ankara Stadyumu’nda yapılan tören nedeniyle milletin sevgi ve bağlılık duygularını ileten İçişleri Bakanı ve C.H.P. Genel Sekreteri Şükrü Kaya’ya bir teşekkür telgrafı gönderir: “...19 Mayıs gününün yıldönümünde Ankara Stadyumu’nda toplanan muhterem yurttaşların ve bilinçli ve gürbüz gençliğin yüksek ve kalbî hislerini bildiren telgrafınızı büyük sevinçle aldım. Teşekkür eder ve Türk’ün, sınırı olmayan yükselme ve ilerlemesinde daima başarılar dilerim.”

26 Mayıs 1937 Atatürk, akşamüzeri Ankara Halkevi’nde sahneye konan “Ayışığı” adlı adapte çocuk operetini izler ve ilgilileri kutlar.

28 Mayıs günü Atatürk, murassa madalya alması nedeniyle Sabiha Gökçen’i Çankaya’da kutlar ve gece Marmara Köşkü’ndeki sofrada şunları söyler: “Türk Hava Kurumumuzun, Gökçen’e murassa madalya vermesi, bir takdirin, bir değerbilirliğin örneğidir. Ama bizim bir tek değil, birlerce Gökçen’e ihtiyacımız olduğu unutulmamalıdır!”

31 Mayıs günü Atatürk, Çankaya’da Ürdün Kralı Abdullah’ı kabul eder.

4 Haziran 1937 günü Atatürk, İstanbul'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. 8 Haziran günü İstanbul'dan ayrılarak Trabzon'a gider ve 13 Haziran günü İstanbul'a geri döner. 11 Haziran'da Trabzon'da iken, yetkisi altında bulunan tüm çiftlikleri Hazineye bağışladığını Başbakanlığa bildirir. Atatürk 21 Haziran günü Yalova’da bulunduğu sırada Yalova Kaplıcası Başhekimi Dr. Nihat Reşat Belger tarafından muayenesini ister, bu muayenede dikkate değer bir bulgu tespit edilmez. 8 Temmuz günü Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran’da Sadabat Paktı imzalanır. Atatürk 17 Eylül 1937 günü Ankara'ya geri döner.

17 Eylül 1937 günü akşamı sofrada, Atatürk ile İsmet İnönü arasında bir tartışma gerçekleşir.

18 Eylül 1937 günü Atatürk, İsmet İnönü ile beraber akşam trenle Ankara Çiftlik istasyonundan İstanbul’a hareket ederler. Atatürk, trenin hareketinden kısa bir süre sonra vagon salonunda İsmet İnönü ile yalnız görüşerek kendisine şunları söyler: “..Mesai arkadaşlığımıza bir müddet ara vermemiz uygun olacaktır...” 4 Ekim 1937 günü Ankara'ya döner.

8 Ekim 1937 günü Aydın'a gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. Nazilli'de basma fabrikasının açılışını yaptıktan sonra, Söke'de ve Çamlık'ta askeri manevraları izler sonrasında 13 Ekim 1937 günü Ankara'ya döner. Dönüş esnasında sohbet esanısnda şunları not ettirir: “...Büyük devletler arasındaki mücadele, gerginlik, düşmanlık o haldedir ki bunların arasında bulunarak bir badireye karışmak ihtimali vardır. Bu ihtimale karşı ise son derecede dikkatli, tedbirli ve soğukkanlı bulunarak, postu kurtarmaya çalışmak vaziyetindeyiz.”

25 Ekim günü İsmet İnönü Başbakanlıktan istifa eder yerine Celal Bayar yeni kabineyi kurar.

29 Ekim 1937 günü Atatürk, Cumhuriyetin 14. yıldönümü nedeniyle saat 13.00’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tebrikleri kabul eder,  Ankara’daki geçit törenini izler. Geçit töreni esnasında, kendi kullandığı uçakla stadyum üzerinde akrobasi hareketleri yapan Sabiha Gökçen’i gösterilerin bitiminde şeref tribününde kutlar ve şunları söyler: “Teşekkür ederim. Çok başarılıydın! Halk seni tek başına bu tehlikeli hareketleri yaparken görünce çok heyecanlandı. Hem heyecanlandı hem de mutluluk duyarak gururlandı!”

Aynı gece Cumhuriyet Bayramı balosunda Fransa Büyükelçisi Henri Ponsot’ya sohbet esnasında şu sözleri söyler: “...Ben toprak büyütme dileklisi değilim; barışı bozma alışkanlığım yoktur; ancak antlaşmaya dayanan hakkımızın isteyicisiyim. Onu almasam edemem. Büyük Millet Meclisi’nin kürsüsünden milletime söz verdim: Hatay’ı alacağım! Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getiremezsem onun huzuruna çıkamam, yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, yenilemem; yenilirsem bir dakika yaşayamam!”

1 Kasım 1937 günü Cumhurbaşkanı Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin V. dönem III. toplantı yılını açış konuşmasında şunları söyler: “...Milletimizin lâyık olduğu yüksek uygarlık ve refah seviyesine varmasını alıkoyabilecek hiçbir engel düşünmeye yer bırakılmadığıı ve bırakılmayacağını huzurunuzda söylemekle bahtiyarım!”

4 Kasım 1937 günü Amerika’daki Mark Twain Cemiyeti Atatürk’e madalya verir.

10 Kasım 1937 günü Atatürk, Celâl Bayar Kabinesi’nin programı hakkında şunları söyler: “...Millete yepyeni bir program bildirdiniz. Bu program, benim millete vaat ettiğim hususlardır! Ben milletle beraber Celâl Bayar’ın ve arkadaşlarının programının nokta nokta uygulandığını izleyeceğim. Daha iyi açıklayayım: Ben Türkiye Cumhurbaşkanı Atatürk ve Türk milleti, Başbakan Celâl Bayar’ın ve onun Hükûmeti’nin programını izliyoruz ve fiilî sonucunu görmek istiyoruz.”

12 Kasım 1937 günü Atatürk, Başbakan Celâl Bayar, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya ile beraber Diyarbakır'a gitmek üzere saat 18.30’da Ankara’dan trenle ayrılır. Sivas, Malatya, Diyarbakır, Elazığ, Adana, Mersin, Konya, Afyon ve Eskişehir ziyartelerinden sonra 20 Kasım 1937 günü Ankara'ya döner. Doğu seyahati izlenimleri hakkında şu demeci verir: “...Gerçek insanlık tereddütsüz kabul eder ki, Türkiye Cumhuriyeti ve onun bugünkü sahipleri olan Türkler, bütün dünya uygarlık ve insanlığı için bir benzeme örneğidir.”

30 Kasım 1937 günü Atatürk, Hatay’da yürürlüğe giren yeni rejim (bağımsızlık)’le ilgili olarak Ulus gazetesi başyazarı Falih Rıfkı Atay’a şu demeci verir: “...Hatay’da Fransız delegesi, Hataylıların çok şevk ve heyecanla bayram yapmaları doğal olan bir günde eğer Hatay Türklerini serbestçe bugünü kutlamaktan men edecek önlemler almışsa, buna yazık demekle yetinirim. Çünkü böyle bir zihniyet, devletler arasında yüksek dostluk ilişkilerinin bugün ve yarın için olumlu yolda yürümek lüzumunun henüz anlaşılmamış olmasından ileri gelir!”

25 Aralık 1937 günü Atatürk, Gaziantep’in kurtuluşunun 16. yıldönümü nedeniyle gece Ankara Halkevi’nde düzenlenen toplantıyı şereflendirir. Ayrıca Gazianteplilere şu telgrafı gönderir: “...Eğer bir gün millet, vatan ve Cumhuriyet’in yüksek menfaatleri gerektirirse, o çevre kahramanlarının geçmişte olduğundan daha yüksek kahramanlıklar göstermeye hazır bulunduklarına da şüphem olmadığı bilinmelidir!”

27 Aralık 1937 günü Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 18. yıldönümü, Ulus Meydanı’nda yapılan büyük bir törenle kutlanır.

 

1938

1 Ocak 1938 günü Atatürk, gece saat 23.45’de -o günlerde ağır bir grip geçirmekte olan- İsmet İnönü’ye şu mektubu gönderir: “Benim sevgili dostum, kardeşim, aziz evlâdım! Dün akşam yeni yıl tebrikini aldım, çok duygulandım. Derhal Başyaver’imle, senin hakkındaki sarsılmaz kardeşlik ve arkadaşlık hislerimle tebriklerimi bildirdim. Bu defa biraz uzunca süren rahatsızlığın, senden ziyade beni üzdü. Zaman zaman, seni yatağında ziyareti düşündüm; rahatsız olmandan sakınarak bunu dolaylı yaptım. Artık iyisin! Yakın aldığım haberler, bunu doğrulamaktadır. Tekrar yeni senenin, senin, benim ve bütün Türk milletinin huzur, sükûn ve parlaklıklar ile karşılaşacağının müjdesi gibi gördüğümü, size ulaştırıyorum. ..Derin muhabbetle, sarsılmaz kardeşlik, arkadaşlık hisleriyle gözlerinden öperim.”

4 Ocak 1938 günü Atatürk, Çankaya’da akşam sofrada şunları yazdırır: “...Biz bir Türk bestesini dinlediğimiz zaman, ondan geçmişin uyanma bırakması lâzım gelen hikâyesini kalbimize giren oklar gibi duymak isteriz. Acı olsun, tatlı olsun biz bir beste dinlerken ve farkında olmaksızın hislerimizin incelir olduğunu duymak isteriz. Bütün bunlardan başka musikiden beklediğimizin maddî, fikrî ve hissî uyanıklık ve çevikliğin kuvvetlenmesi olduğuna şüphe yoktur. Yeni şairlerimizden, ediplerimizden, musikî bilginlerimizden ve bilhassa ses sanatkârlarından istediğimiz ve aradığımız bunlardır.”

17 Ocak 1938 günü Atatürk, dört yeni denizaltı gemisinin isimlendirilmesi hakkında Başbakan Celâl Bayar’a el yazısıyla şu direktifi verir: “Yeni dört denizaltı gemilerimiz için bulduğumuz isimler şunlardır: 1)Saldıray 2)Batıray, 3)Atalay, 4)Yıldıray. Bunların mânalarını izaha bile hacet olmadığı kanaatindeyim. Mânaları, som Türkçe olan bu kelimelerin kendisindedir; yani saldıran, batıran, atılan, yıldıran.”

18 Ocak 1938 günü Atatürk, İçişleri Bakanlığı’nda “İstanbul plân ve maketini" inceler ve ilgililerden bilgi alır.

20 Ocak 1938 günü Atatürk, Yalova'ya gitmek üzere Ankara'dan ayrılır. Yalova'da iken 22 Ocak günü bazı şikâyetleri üzerine Yalova’da Dr. Nihat Reşat Belger tarafından muayene edilir ve ilk defa olarak “siroz başlangıcı” teşhisi konulur. Bu teşhis daha sonra Fransa'da davet edilen Prof. Dr. Fiessinger tarafından da doğrulanır. Atatürk ilerleyen günlerde Bursa, Mudanya üzerinden İstanbul'a geçer. İstanbul'da iken 7 Şubat günü zatürre geçirir. 19 Şubat günü İsmet İnönü'yü kabul eder ve bir hafta misafiri olarka kalmasını ister. Sonrasında 25 Şubat 1938 günü İsmet İnönü ile birlikte Ankara'ya dönerler.

27 Şubat 1938 günü akşama doğru şiddetli bir burun kanaması geçirir. Bu kanama nedeniyle, akşam Balkan Antantı üyeleri şerefine verilen yemeğe geç gelmiştir.

28 Şubat günü Atatürk, Balkan Antantı ile ilgili olarak Yunan gazetecilerine şu demeci verir: “Uzun barış devreleri tarihte nadirdir. İçinde bulunduğumuz devreyi mümkün olduğu kadar uzatmak için elden gelen gayreti ve iyi niyeti sarf etmeliyiz. Milletleri idare edenler için ilk ve en müşkül vazife, şahsî gurura kapılmaktan kendilerini korumaktır. Herkesi memnun edecek bir adalete varmak güçtür. Mutlak mânada bir hakkaniyet belki hiçbir zaman dünya yüzünde kurulamayacaktır. Bununla beraber bütün kuvvetlerimizi bu yüksek ideale doğru çevirmeli ve buna yaklafşmak için elden neler gelirse hepsini yapmalıyız.”

Aynı gün Atatürk, Başbakan Celâl Bayar’ı kabul eder ve yabancı hekim getirilme isteğine karşı şunları söyler: “Ortada Hatay meselesi var; hastalığım dışarda duyulursa fena olur. Dr. Neşet Ömer’le konuş; bizim doktorlar bir muayene ve konsültasyon yapsınlar.."

6 Mart 1938 günü Atatürk, Çankaya’da Prof. Dr. Neflet Ömer İrdelp, Prof. Dr. Akil Muhtar Özden, Dr. Hüsamettin Kural, Dr. Ziya Naki Yaltırım ve Dr. Asm Arar’dan oluşan bir hekim grubu tarafından muayene edilir ve konsültasyon yapılır. Atatürk, akşam, Yeni Sinema’da ses sanatkârı MelekTokgöz ve saz arkadaşlarının konserini izler.

9 Mart 1938 günü Atatürk, Ankara Halkevi’nde güreş karşılaşmalarını izler.

11 Mart günü Atatürk, Etimesgut Türkkuşu Meydanı’nda, uçuşları izler ve uçuş yapan gençleri tebrik eder.

12 Mart 1938 günü Atatürk, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Frank tarafından -davet üzerine- muayene edilir. Ertesi gün özel hekimi Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp’i kabul eder ve görüşür.

15 Mart 1938 günü Atatürk, Başbakan Celâl Bayar’ı kabul eder ve onun yabancı hekim getirilmesi isteğini tekrarlaması üzerine şu cevabı verir: “Çocuk, ne yapacaksan çabuk yap; ben hastayım!”

28 Mart günü, Paris’ten davet edilen Prof. Dr. Fiessinger Ankara’ya gelir ve Çankaya’da Atatürk’ü muayene eder. Prof. Dr. Fiessinger, ertesi günü hazırladığı raporu Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne sunar. 30 Mart günü Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Atatürk'ün hastalığı hakkında ilk resmî bildiriyi yayımlar. Bu bildiride, Fiessinger’in muayenesi sonucu Atatürk’ün sağlığında endişe verici bir durum olmadığının belirlendiği ve kendisine 1,5 ay kadar istirahat tavsiyesinin yeterli görüldüğü belirtilmiştir. 31 Mart günü Prof. Dr. Fiessinger, akşam ekspresle İstanbul’dan Paris’e hareket etmeden önce gazetecilere Atatürk hakkında şunları söyler: “Bu kadar dinamizmin, bu kadar zekâ ve canlılığın bir arada toplanması pek enderdir. Zamanımızın birçok büyük adamlarıyla temas ettim; fakat Büyük şefiniz Atatürk, bunlardan hiçbiriyle bir tutulamaz!

11 Mayıs 1938 günü Atatürk'ün Başbakanlığa gönderdiği 11 Haziran 1937 tarihli telgrafla hazineye hediye ettiği çiftliklerinin resmî işlemlerinin tamamlanır ve kendisi tarafından imza edilir. Aynı gün Atatürk, mülkiyeti üzerinde olan Ulus Matbaası’nı, bütün demirbaş eşyası ve civarındaki arsalarıyla beraber Cumhuriyet Halk Partisi’ne bağışlar. Atatürk, bugün ayrıca Hipodrom ve Stadyum civarındaki arsaları ve çarşı içerisindeki bir otel ve altındaki dükkânları da Ankara Belediyesi’ne bağışlayarak resmî işlemlerini imzalar.

19 Mayıs 1938 günü Atatürk, saat 15.00’den itibaren Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle 19 Mayıs Stadyumu’nda yapılan gösterileri izler.

Atatürk, Mersin'e gitmek üzere saat 17.00’de trenle Ankara’dan hareket eder. Mersin, Tarsus ve Adana ziyaretlerinden sonra 25 Mayıs 1938 günü Ankara'ya döner.

Atatürk 26 Mayıs 1938 günü İstanbul'a gitmek üzere son kez Ankara'dan ayrılır.

 20 KASIM 1938 - SONSUZLUĞA

19 Kasım 1938 günü Atatürk'ün cenazesi, saat 8.21’de Dolmabahçe Sarayı’ndan top arabasına konularak törenle Sarayburnu rıhtımına, buradan Zafer torpidosu aracılığıyla Yavuz zrhlısına nakledilir, daha sonra bu gemi ile İzmit’e getirilir, yine Zafer torpidosuna nakledilerek karaya çıkarılır, cenaze saat 20.30’da özel trenle İzmit’ten Ankara’ya gönderilir.

20 Kasım 1938 günü Atatürk’ün cenazesi saat 10.00’da başta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü olmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Bakanlar, milletvekilleri, diğer devlet ve ordu ileri gelenleri tarafından Ankara İstasyonu’nda törenle karşılanır. Cenaze trenden alınarak top arabasına konulur ve büyük bir törenle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilerek Meclis önünde hazırlanan katafalka yerleştirilir.

21 Kasım 1938 günü Atatürk’ün cenazesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi önündeki katafalktan alınarak büyük bir törenle geçici kabir olarak ayrılan Etnografya Müzesi’ne getirilir ve hazırlanan mermer lâhdin üzerine konulur.

 

28 Kasım günü Atatürk’ün vasiyeti, Ankara Üçüncü Sulh Hukuk Hakimliği tarafından açılır.

9 Ekim 1944 günü Rasattepe’de, Anıtkabir inşaatına başlanır ve ilk harcı Başbakan Şükrü Saraçoğlu koyar.


9 Kasm 1953 günü Atatürk’ün tabutu, sabah, görevli heyet huzurunda açılarak rapor düzenlenir. Atatürk’ün tahnit edilmiş nâaşının hiç bozulmamış olduğu görüldükten sonra, gerekli rapor düzenlenerek heyet tarafından imzalanır. Düzenlenen raporda, Atatürk’ün nâaşının kurşun tabuttan ceviz tabuta alınma işleminin bugün yapıldığı yazılmış ise de, bu işlem tahnit durumunu tespit ile görevli tıp profesörü Kâmile Şevki Mutlu’nun önerisi ve heyetin uygun görmesi ile 10 Kasım 1938 sabahına bırakılmıştır.

 

10 Kasım 1953 günü Atatürk’ün nâaşı, sabah 7.30’da kurşun tabuttan çıkarılarak ceviz ağacından yapılmış tabuta alınır. Tabut saat 9.05’te Etnografya Müzesi’nden alınarak büyük bir törenle Anıtkabir’e nakledilir ve fâni vücudu vatan topraklarnna verilir.

Kaynaklar:

1- Mehmet Önder, Atatürk'ün Yurt Gezileri, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Birinci Baskı, 1975

2- Utkan Kocatürk, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2007

3- Fotoğraflarla Atatürk, Genelkurmay Personel Başkanlığı, Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Yayınları, 2015

4- Erol Mütercimler, Fikrimizin Rehberi, 2008

5- Andrew Mango, Atatürk, 2004

6- isteataturk.com

 

Görüş ve önerileriniz için